Yozgat Konulu Şiirler 4

        SÜRMELİ BEY’İM

Bozok Yaylası’nda arasam seni,

Bulur muyum dersin Sürmeli Bey’im?

Koyduğun izleri ya da gölgeni,

Otlarda, taşlarda Sürmeli Bey’im.  

 

Kuzular öksüzdür, gözleri yaşlı,

Güzeller ağlıyor sürmeli kaşlı,

Çare yok derdine, bağrımız taşlı ,

Nerede gür sesin Sürmeli Bey’im?

 

Başkası mı yoktu, mahvoldun niye?

Muhtacız inan ki böyle sevgiye,

Umut çiçekleri yeşersin diye ,

Gönül tarlasını Sürmeli Bey’im.  

 

Seni arıyorlar dağda, bellerde ,

Söylediğin türkü şimdi dillerde,

Kavalın ve sazın yaban ellerde,

Kesildi nefesin Sürmeli Bey’im.

 

“Çare bende” diye Yozgat’a varıp,

Gönül yarasını onarıp, sarıp,

Bozok yaylasında kanun çıkarıp,

O Türkmen babayı Sürmeli Bey’im.  

 

Belki de konuştun, belki söz verdin,

“Anamı gönderir alırım.” derdin

Vermedi vicdansız çoğaldı derdin

Kırıldı hevesin Sürmeli Bey’im.  

 

Olmuyor inan ki aşk yata yata,

İhtiyacın vardır artık sürate,

Sevdanı kolundan çekerek ata,

Terkine bindirip Sürmeli Bey’im.  

 

Can kuşun ötmüyor dertli kafeste,

Bizleri ağlatır, yakar her beste,

Lanetler gizlidir yükselen seste,

Boş kaldı kafesin Sürmeli Bey’im.  

 

Kim bilir kaç tane kurban adadın ?

Sen toprak altında senle muradın,

Asırlar geçse de kaybolmaz adın,

Sevdanız yıllarca Sürmeli Bey’im.  

 

Bozok Yaylası’ndan eksilmez duman,

Sizi ayırandır mahşerde yanan,

Cennette seninle sürmeli canan,

En güzel yerdesin Sürmeli Bey’im.   

                 AFET İNCE KIRAT

 

                    YOZGAT’IN

Geniş meydanında saat kulesi,

Saatleri vurur vurur yorulmaz.

Çapanoğlu kurmuş yelkovanını,

Akrebini çevir çevir yorulmaz.

 

Açık durur eller Büyük Cami’de,

Dua dua, şükür şükür yorulmaz.

Ki cemaatine Hızır her kandil,

Ve her cuma şeref verir yorulmaz.

 

Bir çobana duasını bir pirin,

Dinler Arif, şiir şiir yorulmaz.

Diktiği Beş  Çam’ın altında Kerem,

“Aslım gelecek.” der, durur yorulmaz

 

Gelin Kayası’nda lale kokusu,

Her bahar çevreyi bürür, yorulmaz.

Ezelden ebede gelin götüren

Deve asırlardır yürür, yorulmaz.

 

Altından kızları olur Yozgat’ın,

Peşinde gönüller sürür, yorulmaz.

Biri senin oluverse gözlerin,

Gece gündüz görür, yorulmaz.

                    ARİF NİHAT ASYA

 

           HER ŞEYİYLE GÜZEL

           BENİM YOZGAT’IM

Soğuk çeşmelerden suları çağlar,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

Art arda dizilmiş sıralı dağlar,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Çamlık’ının diğer adıdır Soğluk,

Akdağ’ı, Yerköy’ü bahçelik bağlık,

Sarıkaya, Sorgun’da bulursun sağlık,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Çeşka Kalesi’yle selama durur,

Nohutlu tepeden Erciyes görür,

Cehirlik lalesi baharın bürür,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

.

Boğazlıyan tarihimde namlıdır,

Aydıncık’ta hava biraz nemlidir,

Sofrasında garip çayı demlidir,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Kadışehri, Çandır, Yenifakılı,

Çayıralan yeşili alır aklı,

Yollarında gelincik gül ekili,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Şefaatli, Yerköy, Yenipazar’ı,

Yozgatlı üstüne çeker nazarı,

Şehitler diyarı, vardır mezarı,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Çekerek deyince akıllar şaşar,

Lavanta tarlası gözünüz düşer,

Tandırı, testisi dost için pişer,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

 

Efruze hayrandır, sevdası baki,

Türkmen’dir menşei Bozok’tur kökü,

Memleket sevgisi olur mu yükü,

Her şeyiyle güzel benim Yozgat’ım.

                        ÂŞIK EFRUZE

                (SONGÜL YURDAGÜL)

 

                     YOZGAT’I

Hoş geldiniz önce yurdum insanı,
Az tarif edeyim size Yozgat’ı.
Ata’m takdir etmiş, yücedir şanı,
Rabb’im getirmesin göze Yozgat’ı.

Yiğidi alperen, sözünün eri,
Dostlara sunduğu alnının teri,
Bozkırdan ovaya cennet her yeri,
Böyle yazın lütfen öze Yozgat’ı.

Türkçe denen her yer sıladır sıla.
Türkse sıla için köledir köle,
Etrafı dağ, orman, kaledir kale,
Ondan kurmamışlar düze Yozgat’ı.

Türk olmak şereftir ve şandır bize,
Dünya ahret için bir handır bize,
Dostça gelip geçen mihmandır bize,
Herkes böyle bilip yaza Yozgat’ı.

Hazan burda dosttur sağ ile solu,
Ondan bize uzak hainin kolu,
Şu Hamza’dır o Atatürk, bu Ali,
Bu ruh bahşeyledi bize Yozgat’ı.

                  ÂŞIK HAZANİ

            (ERDOĞAN BEKTAŞ)

 

 

                   YOZGAT

Çamlık’a gelenin gönlü yorulmaz,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.
Yaylasında gelincikler gokusu,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

 

Yeşillik nakşetmiş yer gök sahibi,
Rahmetinden doğa almış nasibi,
İçimize çağlar delice gibi,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

 

Cehrilik’i dolaşırsan bıhılmaz,
Laleye bahtıhça ruhun sıhılmaz,
Gozellikten başka yere çıhılmaz,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

 

Sürmeli göreni aşka getirir,
Büyülü sevdası gamı bitirir,
Şirin gibi hep ardına götürür,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

 

Ayrılan na kadar özler bilirim,
Gavuşmaya dağlar, düzler bilirim,
Toprağına düşen gözler bilirim,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

 

Sancaki’min methetmektir davası,
Şifa verir türlü türlü nevası,
Hasta olanlara hazır devası,
Adam osanmaz ki enfes Yozgat’tan.

                               ÂŞIK SANCAKİ

                               (HACI YİĞİD)

 

       SELAM SÖYLEYİN

Taş ile örülmüş Saat Kulesi,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

Sağ yana kıvrıır Yozgat lisesi,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

 

Yozgat ili derler cennet misali,

Dünyada bulunmaz eşi, emsali,

Çapanlardan yadigâr Büyük Cami,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

 

Bir yanı Nohutluk, bir yanı Çamlık,

Kırıklı’nın tepe taşlık, kayalık,

Bir yanı bağ bahçe, bir yan elmalık,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

 

İlim Yozgat, gönlüm Bozok Yaylası,

Lalelerle dolmuş Gelin kayası,

Tarih haşmetli, temiz havası,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

 

Bizim Doğan Çelik Yozgat’a hasta,

Şekerpınar suyu altından tasta,

Bozok’ta mola ve sürücü usta,

Turnalar Yozgat’a selam söyleyin.

                               DOĞAN ÇELİK

 

         YOZGAT’TAN GELİRİK

Çatak kıyısında, çimlerin arasında

Bir aligülü patladı,

Bir ibibik öttü sessizliğin içinden,
Kuledeki saat beş kez vurdu,
Evleri bastı çeteler.

Darağaçları, ipler, çingeneler,

Çarşı alanında, kule dibinde,

Beyler son isteklerini söylediler.

Kara tandırlarda, oklağacın, sacın,

Ambarlarda yünlerin ve samanların içinden

Sararmış yüzleriyle alındılar birer ikişer,

Kaçtı dağdan dağa geri kalanlar.

Bir sarı çiğdem patladı,

Yoksulun alkışı, varsılın kargışı,

Çarpraz fişekliğe kesmiş korkusuz çeteleriyle

Atladı Çerkez Ethem al atına.

Günün bir tanığı diyor ki:

Yağmalandı kent, yağmalandı köyler.

Şekerpınar, Tekke, Çatak

Suskunluğun defterine yazıldı,

Saygın kâhyalarıyla mahalleler.

Ankara’ya ikinci kapıdan girildi,

Sırmalı kuşaklar, yağlıklar,

Sedef kakmalı tüfekler,

Karaoğlan’da satıldılar.

Ardından

Toplanıp asker dizileri,

Taşhan’da

Vererek ilk savaşlarını açlıkla, bitle,

Yiyerek çarıklarının altını ve süpürge tohumunu,

Dimdik ayakta durdular.

Sonra Sakarya’da, Dumlupınar’da,

“Bozok uşağıyık can sorulmaz,

Vatan sorulur, ne has ne güzel.”

Diyerek vuruldular üçer beşer.

                       GÜLTEN AKIN

 

              BİZDE SÜRMELİ

Nida Tüfekçi ile yurda yayılan,
İlimizin de millî marşı sayılan,
Ağızlardan düşmeyip bir bir duyulan,
Dillerde türküdür hep bizde Sürmeli.

 

Maziye dalıp bir hasrettir bazen,
Bir duman ki Çamlık’ın başında tüten,
Yeşil ördek misali göllerde yüzen
Bir özlemdir sılaya bizde Sürmeli.

 

Fakirin umudu, zenginin gururu,
Bütün gönüllerin müşterek süruru,
Çapanoğulları şehrinin onuru,
İli tanıtan simge bizde Sürmeli.

 

Yavrusunu bekleyen ak saçlı ana,
Topraktan gelen bir kokudur alana,
Anne ve yâr aynıdır hatır sayana,
İçten gelen bir aşktır bizde Sürmeli.

 

Tarihten bir sayfa Muşalikalesi,
Bakan gözlerde güzellik nişanesi,
Okunsun her dem Bozok’un esamesi,
Bir özlemdir güzele bizde Sürmeli.

 

Kurşunlu Cami, Büyüknefes, Kerkenes,
Asırlar öncesinden gelen bir ses,
Kaplıca, Cavlak hepsi turizme enfes,
Bir özlemdir tarihe bizde Sürmeli.

 

Her sene düzenlenir, herkes katılır,
Açılır stant, birçok ürün satılır,
Makus talihimiz maziye atılır,
Festivalin adıdır, bizde Sürmeli.

 

“Şair Hakkı” da bir şeyler söylemeli,
Bir aşktan ibaret değildir Sürmeli,
Ne yapıp yapıp şu Yozgat’ı görmeli,
Memlekete sevdadır bizde Sürmeli.

                               HAKKI YURTLU

 

 

        GARİPSİN YOZGAT

Elleri nasırlı, merttir insanı,

Şehitlerle dolu bağrın, her yanın,

Asıl sahibisin sen bu vatanın,

Yiğitsin, mersin de garipsin Yozgat.

 

Tarla ekmek kurtarmıyor seneyi,

Ne bir fabrikan var ne de sanayi,

Dağıttık gurbete geldik haneyi,

Mecbur kaldık mecbur, garipsin Yozgat.

 

İş yok derler, had safhaya ulaştı,

Geçim kaynağın yok, halkın dolaştı,

Göç illeti kanser gibi bulaştı,

Kaderin mi senin, garipsin Yozgat.

 

Yeter artık yeter çektiğin kahır!

Ey Bozok Yaylası, ey güzel şehir!

Ekmeğin mi zehir, aşın mı zehir?

Tanımıyor seni, garipsin Yozgat.

 

İnsanın ihanet etmez vatana,

Rastlamadık ellerinden tutana,

Yüz çevirip tanımayan utana,

Yalnız bırakırlar, garipsin Yozgat.

 

Seçim vakti çok oluyor sevenin,

Yatırım deyince yoktur gelenin,

Ne tanıyanın var ne de bilenin,

Uslan artık uslan, garipsin Yozgat.

 

İş güç olmayınca olur mu geçim?

Bunca feryadımız yatırım için,

Bilmiyorum ne idi senin suçun?

Yalnız bırakıldın, garipsin Yozgat.

 

Hasan’ın gözünde cennetsin cennet,

Varsın baştakiler bilmesin kıymet,

Kıymetini bilen çıkacak elbet,

Küçüksün, şirinsin; garipsin Yozgat.

                              HASAN ŞENGÜL

 

            BOZOK YAYLASI

Bin üç yüz metreden yüksek başı,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

Suyu gayet soğuk, hoştur havası,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

 

Çiçekler içinde çiğdemden sarı,

Mayısta geliyor yaylanın karı,

Gayet leziz olur Yozgat’ın balı,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

 

Kabak Tepe dersen soğuk havası,

Çamlık’ın bambaşka, hoştur sefası,

Sürmeli’yse dostlar, yayla sefası,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

 

Her sabah dumanlı Çamlık’ın başı,

Yaylalar içinde bulunmaz eşi,

Kırcı, boran ile geliyor kışı,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

 

Yaylanın başıdır Çamlık Tepesi,

Ortasında Cami, Saat Kulesi,

Dolmuyor Demirel’in çilesi,

Yaylalar içinde Bozok Yaylası.

               HÜSEYİN DEMİREL

 

               YOZGAT’TA

Medeniyetlerin harman olduğu,
Çağlardan bahseder izler Yozgat’ta.
Zaman ırmağının akışlarında,
Çözülür günbegün gizler Yozgat’ta.

Beş bin sene iyi kötü dem sürmüş,
Nakış nakış kültür ağını örmüş,
Cumhuriyet ile felaha ermiş,
Günaydın bakışlı yüzler Yozgat’ta.

Hızır koymuş derler şehrin adını,
Örfüne bağlıdır eri, kadını,
Çamlık’ta sürerken keyfin tadını,
Aşıklar yârini gözler Yozgat’ta.

On üç ilçe, on üç oğul gibidir,
Her biri bir başka ün sahibidir,
Şefaatli kardeş, Yerköy ağabidir,
Asalet yüklüdür özler Yozgat’ta.

Akdağmadeni’nde kurşun saklıdır,
Kadışehri sanki tarih yüklüdür,
Tarımda en önde Aydıncıklı’dır,
Burçak yolar narin kızlar Yozgat’ta.

Çayıralan çeker gurbetlik sancı,
Ziraat Çandır’ın haklı övüncü,
Sorgun, Sarıkaya şifada öncü,
Sağlıktan açılır sözler Yozgat’ta.

Boğazlıyan şeker pancarı eker,
Fabrikası bol bol üretir şeker,
Çekerek dağlara içini döker,
Kuraktır, yamandır yazlar Yozgat’ta.

Yenifakılı’da tarım baştadır,
Umutları yağmurdadır, yaştadır,
Saraykent termal ile uğraştadır,
Yaşanır tekmilce hazlar Yozgat’ta.

Ruhu okşar nağme nağme Sürmeli,
Bu ezgiler ilelebet sürmeli,
Oyunlarda sinsin, halay görmeli,
Çalınsın ahenkle sazlar Yozgat’ta.

                           İBRAHİM SAĞIR

 

            BİL Kİ YOZGATLI

Saf Anadolu’nun merkez diyarı,
Dürüstlük, doğruluk sermaye kârı,
Sevdiği uğruna ateşi, narı,
Seçen varsa gardaş bil ki Yozgatlı.

 

Önem vermez kıymet paraya, pula,
Mütevazı, bakmaz çuhaya çula,
Sevdiği içinse bir çıkmaz yola,
O girmişse sorma bil ki Yozgatlı.

 

Sevmişse o sever, yolundan dönmez,
Karartır gözünü, hiç taviz vermez,
Önce canan sayar, canı hiç görmez,
Görürsen böylesi bil ki Yozgatlı.

 

Ben de Yozgatlıyım, kendimden payım,
Yerköy ilçemdir, Göçerli köyüm,
Sevdiği tarafı yapmışsa kıyım,
Ondan sorma gardaş, o da Yozgatlı

 

Ben İrfan’ım, böyle okudum yazdım,
Yukarda dediğim beynime kazdım,
Nankör olanlardan o kadar bezdim,
Bezdiğin bildirmez o da Yozgatlı.

                        İRFAN KORKMAZ

 

                      YOZGAT

Hakk’tan başkasına eğilmez başın,

Yiğittir, soyludur her vatandaşın,

Tarihler kadar eskidir yaşın,

Maziden atiye koşar Yozgat’ım.

 

Bir karış toprağına düşman girmedi,

Al bayraktan başka bayrak görmedi,

Kültüründen asla taviz vermedi,

Başı dimdik yaşar Yozgat’ım.

 

Alevi-Sünni, Kürt-Türk birlikte yaşar,

Beraber ağlayıp beraber coşar,

Yozgatlım huzura, barışa koşar,

Haydi bu işi de başar Yozgat’ım!

 

Yiğitler harman olmuş bu yerde,

Havasıyla suyu derman her derde,

İnsan doğduğu yeri elbet sever de,

Sevdan gönüllerden taşar Yozgat’ım.

 

Batı’da Yerköy, doğuda Sorgun,

Çıkamak Çamlık’a, dizlerim yorgun,

Dişlili sana doğuştan vurgun,

Yolun Muslubelen’i aşar Yozgat’ım.

                   İSMAİL BÜYÜKEROL

 

 

            MAZİDEKİ YOZGAT

Yozgat’ta ve Çamlık’tayım yıllar sonra,
Ne tozpembe hayallerim var ne de öğrenciyim,
Çünkü artık ben de bir babayım.

Olsa da mazi içimde saklı,
Bu gelişim öncekilerden çok daha farklı.

Yani ne zaman buraya gelsem,
Ve oturup baksam taa uzaklara,
Küllenmiş hatıralar içinde bir şeyler canlanır gözümde.

Karıştırsam da yenik belleğimin derinliklerini,
Hatıralar içinde unutulmuşluklara inat,
Aranılanı vermez de saklar sanki Yozgat.

Hey gidi sürmeliler diyarı,
Ve heyyy gidi yiğidin harman olduğu hakikat!

Neler vermezdim yaşamak için o yılları,

Düşünüyorum da şimdi,
Ne yaşamak mümkün o anı,
Ne geri getirmek zamanı,
Belleğim kördüğüm, aklımsa cadı kazanı.

Onun için diyorum ki:
Nerde Abbas Sayar’ı, okuyanı, yazanı,
Nerde pansiyon günleri, lise yılları?..

Unutulur mu Ertuğrul Kapusuzoğlu,
Hasan Abi dediğimiz baba Kartoğlu?..

Hani nerde Müfit Onur, Zakir Mantı, İsmail Keleş,
Bahri Tek, Aziz Öztürk, Filozof Esat,
Nerde Edip Ersoy, İlbey ve Erkaya Haşmet?..

Hani kıskandığımız, küstüğümüz kızlar,
Nerde şimdi sevgiyi paylaştığımız Nebahat?..

Nerde Mozart’ ın “Kader Kapıyı Çalıyor” senfonisi,
Müzikçi İrfan, Bedenci Yunus ve Felsefeci Celal Hoca’nın sesi,
Ya Halil Yavuz’un bastığı belletmen odası?..

Hani nerde kış ayazına karşı geldiğimiz Hastane Caddesi,
Gözlerimi penceresinde asılı bıraktığım yeşil boyalı ev?..

Anlatılmaz, yaşanırmış ya duyguların hası,
İşte o manada bir durum kısacası.

Heyhat!..
Cahit Sıtkı’nın dediği gibi:
“…ateş yakar su boğarmış…”,
Zamanın hatıralarla beslenen bir dev olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

                                     KAŞİF KANİ ERTÜRK

 

                  YOZGAT’IM 

Bin üç yüz metreden yüksektir başı,

Güzelleri çoktur, karadır kaşı, 

Misafire boldur ekmeği aşı, 

Dillere destandır, balı Yozgat’ın.

 

Nohutlu Tepesi, Çamlık ormanı, 

Çırçır, Şekerpınar derdin dermanı, 

Kaymakdonduran okur fermanı, 

Burcu burcu kokar, gülü Yozgat’ın.

 

Yerköy, Şefaatli, Çayıralan’ı,

Girerken karşılar, Muslubelen’i,

Gideni aratır, sonra geleni, 

Çok iti kudurttu, yalı Yozgat’ın.

 

Boğazlıyan, Sorgun, Çekerek, 

Fasulye, nohut, mercimek ekerek, 

Tertemiz alnından terler dökerek, 

Geçimini sağlar dölü Yozgat’ın

 

Kışlar soğuk olur, serin yazları, 

Evcimen olur güzel kızları 

Kudretten sürmeli kara gözleri 

Kızdan da kıymetli,dulu Yozgat’ın

 

Sarıhacılı’nın dardır boğazı, 

Alnına yazılmış bir kara yazı, 

İşte ben burada bıraktım sazı, 

Bir türlü bitmiyor yolu Yozgat’ın

                         MEHMET ERDEM

 

 

                            YOZGAT 

Ruhumun saraylarında saklı, yasaklı kent,
Fikrim sana, gönlüm sana, kalbim, sana hasret,
Ruhumun saraylarında saklı yasaklı kent.
Delice bir sevda gibi,
Çamlık’tan seyre dalmaya özledim seni,
Nohutlu Tepesi’ni, Saat Kulesi’ni,
Delice bir sevda gibi,
Çamlık’tan seyre dalmaya özledim seni,
Seninle yaşadığım aşkların cümlesini.

Güneşe hasret kardelen çiçekleri gibi,
Güneşin doğuşunu,
Her yağmurdan sonra,
Buram buram toprak kokusunu,
Hasretin dar gelip de acıttığında ruhumu,
Havada çam kokunu,
Ruhunun ruhuma dokunuşunu,
Vuruluşunu kalbimin delice sana,
Delice’nin akışını,
Akşamında bir cumanın,
Sana şöyle bir bakışımı özledim.
Yağmur yağı, ıslattığında kalbimi,
Ebem gömecini, börtü böceği, tekeceni,
Delice bir sevda gibi,
Çamlık’tan seyre dalmaya özledim seni.

Hoyrat rüzgârlar eser Çamlık’ın tepesinden,
Nazlı bir gelin gibi,
Doğarken güneş Sarıklının zirvesinden.
Yozgat dikili bir abidesin,
Yüzyıllar ötesinden.
Delice Irmağı çağlar da durulur,
Seni düşündükçe kalbim,
Kırk bir yerinden vurulur.
Tezgâhlarda rengârenk kilim dokunur,
Nakış nakış ruhun ruhuma dokunur,
Delice Irmağı çağlar da durulur,
Seni düşündükçe kalbim,
Kırk bir yerinden vurulur.
Büyük Cami’de ezan okunur,
Mübarek akşamlarında ruhun ruhuma dokunur.

Köy çeşmelerinde, yün yıkayan anaların,
Elindeki tokaçların sesini,
Baharda yağan yağmurlar gibi rahmetini,
Tarihini, iklimini, çehreni,
Delice bir sevda gibi,
Çamlık’tan seyre dalmaya özledim seni.

Bozok Yaylası’nda cirit atan kıratı,
Akdağ’ın yamacında otlayan kuzuları,
Tekeceni, madımağı, hardalı,
Delice bir sevda gibi,
Çamlık’tan seyre dalmaya özledim Yozgat’ı.

                                                 MEHMET ŞEN

 

         ANA YURDUM

Bozoklar Yaylası erler diyarı,

Yiğitler harmanı anımdır Yozgat.

Sevgisi gönlümde çoktur değeri,

Varlığı şerefim şanımdır Yozgat.

 

Çamlık’ında akar buz gibi suyu,

Meydana kurulur düğünü toyu,

Dokunmayın sakın, sert olur huyu,

Yurduma yayılmış ünümdür Yozgat.

 

Bulutun gözyaşı hayat yaprağa,

Binlerce şehidi vermiş toprağa,

Gurbette hasretiz bahçeyle bağa,

Çayıralan, Yerköy kanımdır Yozgat.

 

Akdağmadeni’nde yeşil ormanlar,

Boğazlıyan’ında bol bol harmanlar,

Halı dokur kızlar, döner kirmenler,

Çekerek, Şefa’tli yanımdır Yozgat.

 

Sorgun, Sarıkaya şifalar sunar,

Billur sularından içenler kanar,

Konuksever halkı dost için yanar,

Erenler otağı yönümdür Yozgat.

 

Yozgat’ın kızları gerçekten ana,

Asla leke değmez inse meydana,

Gerek duymaz onlar şöhrete şana,

 Analar bahçesi genimdir Yozgat.

 

Yozgat’ın gençleri yurdun kölesi,

Vatan yangındaysa bitmez çilesi,

Bozok’un her ferdi Türk’ün kalesi,

Şehitler kalbimde “sin”imdir Yozgat.

 

Dereler coşarken haz verir çayı,

Misafirperverdir beldesi, köyü,

Masuma, yetime can sunar payı,

Kalbimde sevgisi günümdür Yozgat.

 

Duman oğlu derki Yozgat’ı tanı,

Yozgat’ın her yanı yiğit meydanı,

Bayrakta can bulur şehidin kanı,

Kur’an’dan yol almış benimdir Yozgat.

                            MURAT DUMAN

 

 

                      YOZGAT  

Bir yanda Kayseri, bir yanda Çorum,
Gurbette gözyaşı döküyom Yozgat.
Gururum vallahi ben gurum gurum,
Ağzımdan dişleri söküyom Yozgat.

Benim bu cihana geldiğim şehir,
Gurbette gözlerim âdeta nehir,
Sensizlik inan ki bana bir zehir,
Her gün şu boynumu büküyom Yozgat.

Ne yesem de tat tuz alamıyom ben,
Elim varıp sazı çalamıyom ben,
Buralarda huzur bulamıyom ben,
Hep dert sofrasına çöküyom Yozgat.

Ne bahçem var benim ne de bir bağım,
Gözümde tütüyor köydeki dağım,

Katre katre erir vah benim yağım,
Her gün çileleri çekiyom Yozgat.

Bağım yok dedim ya bahçem yok dedim,
Gurbetten ben nice darbeler yedim,
Hep dertli mırıldar benim de kedim,
Gam üstüne gamı ekiyom Yozgat.

Dolaşa dolaşa oldum kördüğüm,

Dertten gayri burda yok ki gördüğüm,
Etrafa dert duvarıdır ördüğüm,
Aşağı yukarı sekiyom Yozgat.

Kırk yıl iste kırk yıl çok uzun müddet,
Gurbet uyguluyor hep bana şiddet,
Her an afra tafra, her zaman hiddet,
Ben mezar taşımı dikiyom Yozgat.

Gezsem tozsam dahi yoktur yok neşem,
Dar geliyor dar dar bana her köşem,
İstiyom vallahi yollara düşem,
Her gün ben canımı sıkıyom Yozgat.

Bağrımda saplıdır zehirli hançer,
Bağrımdan girip de ardıma geçer,
O hançer ki beni ikiye biçer,
Ben kendi kendimi yıkıyom Yozgat.

Bu Nihat’ın bitmez yası çilesi,
Gurbetin bitmiyor, bitmez hilesi,
Yıkılır garibin gönül kalesi,
Her gün yollarına bakıyom Yozgat.

                                   NİHAT YURT

 

 

               YOZGAT’IN

Koç yiğitler sıra sıra dizilir,
Vatan için şahadete yazılır,
Sevincinden gözyaşları süzülür,
Şerefle doludur soyu Yozgat’ın.

Vatan için can verenler buradan,
Al bayrağa şan verenler buradan,
Memlekete yön verenler buradan,
Vatana köledir beyi Yozgat’ın.

İnsanı fakirdir gönüller zengin,
Cehalet olsa da ufuklar engin,
Yüreği kavruktur, ciğeri yangın,
Mümbittir toprağı suyu Yozgat’ın.

Misafir sofranın başının tacı,
Burada kardeştir tatlıyla acı,
Yerköy’den Akdağ’a gider bir ucu,
Arifle doludur köyü Yozgat’ın.

Kardeşlik her şeyin önünde gelir,
Ölüm her faniye gününde gelir,
Beklenen kıyamet sonunda gelir,
Kederde aynıdır huyu Yozgat’ın.

Kışları çok soğuk karlı havası,
Her hanesi ayrı huzur yuvası,
Anaların babaların duası,
Bahtı açık olsun toyu Yozgat’ın.

Türkiye tapusu bizde kayıtlı,
Her Yozgatlı Şeyhzadeden öğütlü,
Kötülere yüreğimiz kilitli,
İstikbali açık, iyi Yozgat’ın.

                   RIZA YORULMAZ

 

        DOYUM OLMAZ YOZGAT’A 

Pınarları özeldir, abıhayat içilir,

İnsanları güzeldir, her ortamda seçilir,

Sürmeliyi dinleyip kendinden de geçilir,

Çamlık’ın havasına doyum olmaz Yozgat’ın.

 

Bozok semalarında şah kartalı görürsün,

Ziyam’ın türküsünde aşka doğru yürürsün,

Yaylasında ruhunla ölümsüz bir ömürsün,

Cehrilik lalesine doyum olmaz Yozgat’ın.

 

Dökülürken nağmeler Nida’nın tellerinden,

Gurbet akşamlarında sarar seni derinden,

Hatıralar depreşir, ağlatır kederinden,

Türküsüne, sazına doyum olmaz Yozgat’ın.

 

Bir zamanlar Yozgat’ta saygı, sevgi taşardı,

Paylaşırlar daima, insanlık da yaşardı,

Mutlu olur, topluca hep birlikte coşardı,

Bu güzel hasletine doyum olmaz Yozgat’ın.

 

Niceleri geldi de göçüp gitti buradan,

Hayalleri geçiyor caddelerde şuradan,

Dün gibiydi yaşarken ne geçti ki aradan,

Muhterem insanına doyum olmaz Yozgat’ın.

 

O günlere hasretle Yozgat’ı arıyorum,

Hafızamda olanı özenle tarıyorum,

Geçmişle geleceği sımsıkı sarıyorum,

Güzel hatırasına doyum olmaz Yozgat’ın.

 

Bizden sonra gelenler hatırlasın bizleri,

Ebediyen var olsun Yozgat’ımın izleri,

Geçmişten geleceğe yaşatsınlar sözleri,

Özüne ve sözüne doyum olmaz Yozgat’ın.

                   SADETTİN YILDIRIM SAYGI

 

 

               ÂŞIĞIM YOZGAT 

Ben senin methini nasıl edeyim?
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.
Seni bırakıp da nere gideyim?
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Nam salmış cihana koç yiğit eri,
Yoktur Çamlık’ının eşi benzeri,
İlvanlısın zaten ezelden beri,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Esentepen özdeşleşti yelinle,
Kirazlı Deresi Baraj Gölü’nle,
Çehrilik’in lale sümbül gülünle,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Tarihte destandır dünün, bugünün,
Bir başka oluyor tören düğünün,
Bayram havasında senle her günüm,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

İlçelerin kaplıcalar diyarı,
Köylerinin hiç bitmiyor şiarı,
Dört mevsime yeter bir ay baharı,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Çapanoğlu Camii, Saat Kulesi,
Gören hayran kalır, gelir sevesi,
Terk edenin koynundadır hevesi,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Ben sana âşığım, kızıp küsemem,
Bağlanmışım, terki diyar edemem,
Nazını çekerim, daha gidemem,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

Gülbahçe gayet sevdi, hoşlandı,
Yozgat’ın bağrında doğdu, yaşlandı,
Meyve veren ağaç gibi taşlandı,
Ayrılsam gözümde tütersin Yozgat.

                          SALİM GÜLBAHÇE

 

                        YOZGAT İSİM BULURKEN

Eskiden bereketli günlerde, obalar göçe başladığında,
İn dere, çık yokuş; dağlar tükenmek bilmezmiş.
Keçesi sırtına Türkmen gençleri,
Bebesi koynunda kınalı gelinler,
Yol boyunca yükselen dağları sayarmış.
Saymayın, “Yüz kat.” demiş yol yorgunu bir gelin,
Yankılanmış dağlarda o ses,
“Yüz kat.” , “Yüz kat.” diye.
Rivayet edenler der ki:
Halk dilinde böyle ad bulmuş Yozgat.

İçi dışı güzel olan bir çobana konuk olunca Hızır,
Sunmuş konuğuna ak güğümden ak sütünü,
Tüm içtenliğiyle Cabbar Ağa.
Hızır aleyhiselam hoşnut,
“Sütün yoz kat olsun” diye duaya durmuş.
Rivayet edenler der ki:
“Yoz kat.” , “Yoz kat.” diye diye,
Halk dilinde böyle ad bulmuş Yozgat.

Malazgirt’ten sonra Oğuz’un yirmi dört boyundan,
Salür’müş, Eymür’müş, Karkın’mış adları,
Soyları Oğuz,
Beydilli-Bayındır’mış boyları.
Çadırları soylu,
Bereketliymiş toprakları.
Rivayet edenler der ki:
Hâlâ saklı dururmuş “Kara Tatarların” ayak izleri,
Daha Hititler, Frigler, Persler varmış,
Her devirde, her millete,
Her medeniyete yurt olmuş Yozgat.

Bozkırın sevdası büyük olurmuş,
En güzel, en içli aşk türküleri,
Bozok yaylasında söylenmiş.
Aşk oduna yanınca Sürmeli Bey,
O da vurmuş sazının tellerine,
İşte biz yıllardır Yozgat’ı o türkülerde dinledik.
Anadolu’nun tam ortasında,
Bir beşik gibi sevgiyle kurulmuş Yozgat.

                                SECEATTİN ÖZTÜRK

 

     CAN YOZGATLIM

Acep kollarımı açsam,
Gelir,misin can Yozgatlım?
Yollarına güller saçsam,
Gelir misin can Yozgatlım?

Bu aşkından oldum sersem,
Yüreğimi sana versem,
Seviyorum seni desem,
Sever misin can Yozgatlım?

Takatım kalmadı sana,
Küle döndüm yana yana,
Azrail kıyarsa cana,
Celladım ol can Yozgatlım.

Aşkındır beni ağlatan,
Dertten derde beni atan,
Deryalara beni satan,
Kurtar beni can Yozgatlım.

Canım dedim, can olasın,
Damarımda kan olasın,
Bir ömür benle kalasın,
Kalır mısın can Yozgatlım?

           SELMAN KİRAZLI

 

BAHAR YOZGAT’TA GÜZELDİR

Dipsiz orman, semaver kur,

Doğa Yozgat’ta özeldir.

Hem yudumla, hem seyre dur,

Bahar Yozgat’ta güzeldir .

 

Başka parlar ay, yıldızlar,

Çıkmaya başlar andızlar,

Piknikte meşhur cızbızlar,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Yurttur uçan kuşa, kurda,

Kazankara salep burda,

Testiler dizilir korda,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Salıncak kur çam dalına,

İç gider lale alına,

Buyurun Yozgat eline,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Mor lavanta adasıyla,

Ruhu besler gıdasıyla,

Hoş kokulu Nidası’yla,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Derde deva, kaba saba,

Bilenler var mı acaba?

Çarşıda bak ballıbaba,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Bağım, bostanım organik,

Bizde gerçek, sevgi teknik,

Kalmaz ne atak ne panik,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Kırda kelebe, böceği,

Burda peygamber çiçeği,

Cömertir, yoktur ölçeği,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

 

Aras der, ne desek de az,

Buyrun Umutlu’ya bu yaz,

Hazırdır pilav üstü kaz,

Bahar Yozgat’ta güzeldir.

       SEMİHA ARASBORA

 

              KAYBOLDU

Bir güneş doğdu Yozgat’a,

Boy verdi sevincinden cümle yeşillik.

Gökkuşağındandı

Çamlık’ın giydiği gelinlik.

Bir bulut vardı Yozgat’ta,

Bir ucu Çamlık, bir ucu Nohutlu’da.

Gölgelenirken Bozok Yaylası,

Cümle varlıklar Tanrı’ya açtı avuçlarını,

Kadere eğdi boyun,

Bir kanat sesindeydi şimdi kulaklar,

“Elveda!” diyordu çılgın kuş,

“Elveda Yozgatlılar!”

Sonra siyah bulut çözdü saçlarını,

Salıverdi yaylaya,

Yıkandı Lise Caddesi,

Yıkandı ar sokaklar.

Ufaldı bulut sonra,

Belli belirsiz oldu,

Ve sonra hiç oldu.

SÜLÜN AKTEMEL

 

          İSTİYORUM

Yozgat’ta bir ağaç olmak isterdim,

Çamlık’ta bir selvi, karaçam,

Beşçamların dibinde.

Karacaoğluan’ın bağlamasında

Beste beste türkü olmak isterdim.

Nâzi’nin dudaklarında şiir,

Bindallının üstünde tel tel oya,

Nohutlu’nun başında umut olmak isterdim.

Büyük Cami’nin kubbesinde bir güvercin

Kanat çırpsın Yozgat’ın yükseklerine,

Alsın da Bozok’un nefeslerini,

Savursun dünyaya sevgi yerine.

                     SEVGİ DOĞANGÖNÜL

 

 

             YOZGAT’TA

Eşi benzeri yok, paha biçilmez,

Altınla tartılmaz kızlar Yozgat’ta.

Hikmeti Hak’tandır, sırdır bilinmez ,

Deryadır, daldırır gözler Yozgat’ta.

 

Hâlinden bellidir örfü, hayası,

Atasından gelir sağlam mayası,

Yârine yâr olur gönül doyası,

Âşığa hoş gelir nazlar Yozgat’ta.

 

Ay gibidir, güneş gibidir seyret,

Onlarda maharet, onlarda kudret,

Şeref bilinir ar, namus, haysiyet,

Leke barındırmaz yüzler Yozgat’ta.

 

Güzelliği ile güller nam salmış,

Boşuna mı bülbül güle ram olmuş,

Ziya’nın sevdası dillerde kalmış,

Bir başka yaşanır hazlar Yozgat’ta.

 

Kendini bilenler hatıra değmez,

Kin nefret beslemez, garez güdemez,

Cahiller nefsine leblebi çerez,

Sevgi, saygı besler özler Yozgat’ta.

 

Yiğitlerin harman olduğu belde,

Yiğit eksik olmaz, er bizim elde,

Ummanda yüzenler boğulur gölde,

Lütufkâr büyüdük bizler Yozgat’ta.

 

Kalbi temiz olan barındırmaz kir,

Hakkı bilen, kulu görür mü hakir?

Gariple gariptir, fakirle fakir,

Yürek yanar, ciğer sızlar Yozgat’ta.

 

Hangi yara yatar hangi bağırda?

Seyret dertlice bir türkü çağır da,

Gönüllere girdik biz bu uğurda,

Ozanlarla ağlar sazlar Yozgat’ta.

 

Şerafettin gurbet elde iniler,

Sılasına göçmen kuşlar da döner,

Bir uçtan bir uca cennettir her yer,

Yurt olmuş dereler, düzler Yozgat’ta.

                  ŞERAFETTİN HANSU

 

              BOZOK YAYLASI’NIN

              GÜZEL YOZGAT’I 

Çamlık’a yaslanmış hüzünlü yüzü,
Hiç gülmemiş, ağlar olmuş hep gözü,
Bağrında taşıdı bunca yıl bizi,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Hep hayalimdesin, hep düşümdesin,
Hem ekmeğimdesin, hem aşımdasın,
Hem yazlarımdasın, hem kışımdasın,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Bir yanın Bademlik, Çamlık bir yanın,
Sen ki, sevdasısın benim dünyamın,
Toprağısın ecdadımın, anamın,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Nida’nın bağrında coştuğu yersin,
Yiğitin sefere koştuğu yersin,
Garipleri, yoksulları seversin,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Gözyaşlarım toprağında, taşında,
Eksik olmaz hiç dumanın başında,
Yazın yandım, çok üşüdüm kışında,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Hoş sohbettir ağaları, beyleri,
Hiç yardım almamış garip köyleri,
Bundan sonra hep gidecek ileri,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

Ümit Zeki böyle dedim bitirdim,
Gönlümü sevgiyle sana getirdim,
Tüm sevdiklerimi sende yitirdim,
Bozok Yaylası’nın güzel Yozgat’ı.

                  ÜMİT ZEKİ SOYUDURU 

 

                     YOZGAT

Bütün dünyayı gurbet gurbet gezdim,

Sana sıla sıla alışamadım Yozgat’ım.

Ne esen yellerini buldum orda burda,

Ne de o sıcacık gülüşünü, selamını.

Sen kışı sert, insanı mert şehirsin ki,

Ben seni her gün bir dert gibi ararım.

Ya yanımda ol şehrim, vatanım, sevdam,

Ya da bir karış toprağın da ben olayım.

Sen yeter ki bana kaldır başını gel de,

Ben senin bağrında kefensiz yatarım.

                           YAVUZ KATRANCI

 

                  SÜRMELİ

Sürmeli anadır, Anadolu’dur.

Gönülde duyulan hazdır sürmeli,

Sürmeli çırpınan sevda gölüdür,

Edadır, işvedir, nazdır sürmeli.

 

Sürmeli oğuldur, sürmeli uşak,

Sürmeli buğdaydır, sürmeli başak,

Sürmeli silahta bir deli fişek,

Her zaman gelinlik kızdır sürmeli.

 

Sürmeli yaylanın çayır çimeni,

Sürmeli dağların karı dumanı,

Sürmeli yağmurdur cemre zamanı,

Kabına sığmayan özdür sürmeli.

 

Sürmeli Çamlık’tır, sürmeli Ziya,

Sürmeli Çeşka’dan el eder aya,

Sürmeli poşidir, sürmeli oya,

Halayda bükülen dizdir sürmeli.

 

Sürmeli cehridir, sürmeli lale,

Sürmeli Kanak’tır, sürmeli kale,

Sürmeli türküler yaslanır tele,

Nida’nın elinde sazdır sürmeli.

 

Sürmeli yiğittir hile bilmeyen,

Sürmeli yârendir boşa gülmeyen,

Sürmeli minderde tuşa gelmeyen,

Hasbek’ten yayılan hızdır sürmeli.

 

Sürmeli Ağ Gelin edepli, arlı,

Sürmeli nakıştır mavili, morlu,

Sürmeli sevdadır çekmesi zorlu,

Yürekte saklanan gizdir sürmeli.

 

Sürmeli şah kartal en uçta duran,

Sürmeli şahindir pençeyi vuran,

Sürmeli yiğittir bıyığın buran,

Daima tutulan sözdür sürmeli.

 

Sürmeli koyundur, sürmeli kuzu,

Sürmeli dağların gülü, nevruzu,

Sürmeli bakışlar eritir buzu,

Türküler yakılan gözdür sürmeli,

 

Sürmeli sevgidir, sürmeli saygı,

Sürmeli insana güdülen kaygı,

Sürmeli gönülde en ince duygu,

Obadır, ocaktır, közdür sürmeli.

 

Sürmeli Özcan’dır yurda adanan,

Sürmeli çiçektir dalı budanan,

Sürmeli bülbüldür güle dadanan,

Sözün özü sizdir, bizdir sürmeli.

                          YUSUF ÖZCAN

 

 

    YOZGAT GÜZELLEMESİ

Gönül bahçesinin şeyda bülbülü,

Ötünce seyreyle Bozok elini.

Âşığa naz yapan bozkırın gülü,

Tütünce seyreyle Bozok elini.

 

“Sürmeli” dinlerken durur ya zaman,

 Değmeyin keyfime beyler el aman!

Sılayı, Çamlık’ta bir mavi duman,

Yutunca seyreyle Bozok elini.

 

Kara kış Yozgat’ın ebedî yâri,

Dört mevsim erimez dağların karı,

Gurbet yüklü yüreklerin efkârı,

Bitince seyreyle Bozok elini.

 

Hele bahar olsun, gelsin o demler;

Hele yağız atlar, tutmasın gemler,

Sulu kar altında sarı çiğdemler,

Yetince seyreyle Bozok elini.

 

Vak’t erişip can gelince yazıya,

Yer bulunmaz artık derde sızıya,

Yanık kaval, koyunları kuzuya,

Katınca seyreyle Bozok elini. ⁠

 

Yozgatlı yiğidin sevdası vatan,

Ezanla bayraktır gönlünde yatan,

Şehit sancağını Kınalı Hasan,

Tutunca seyreyle Bozok elini.

 

Azade serpildim yâr kucağında,

Ham meyveydim, piştim aşk ocağında,

Ebedi uykuya can toprağında,

Yatınca seyreyle Bozok elini.                

                      YUSUF DURSUN