Yozgat Konulu Şiirler 2

YOZGAT’TA
Herkes Çamlık’ına çıkar,
Orman Yozgat’ta, Yozgat’ta.
Ballar lüle lüle akar,
Kovan Yozgat’ta, Yozgat’ta.

Bozok Yaylası’dır aslı,
İmamları bülbül sesli,
Saat Kulesi’yle süslü,
Meydan Yozgat’ta, Yozgat’ta.

Âşık olanlar atışır,
Gözler âşığa bakışır,
Fidan fidan genç yetişir,
Civan Yozgat’ta, Yozgat’ta.

Al al açan şu gülleri,
Sevgi dağıtır yelleri,
Bal akıyor hep dilleri,
Vatan Yozgat’ta, Yozgat’ta.

Tepsi tepsi arabaşı,
Lezzetli güvercin döşü,
Sevinçlerle geçer kışı,
Zaman Yozgat’ta, Yozgat’ta.

Yetişir yağ, yoğurt, pekmez,
Bitir sözü ha Durbilmez,
Hele şöyle Çamlık’ı gez
Fidan Yozgat’ta, Yozgat’ta.
BAYRAM DURBİLMEZ

TOPRAĞIM YOZGAT
Eser bu bağrımda serin havası,
Yeller seni söyler, toprağım Yozgat.
Kokar burcu burcu Bozok Yaylası,
Güller seni söyler, toprağım Yozgat.

Sana bağlı Çandır İğdeli köyüm,
Orada yaşarlar emmimle dayım,
Gurbette geçiyor haftamla ayım,
Yıllar seni söyler, toprağım Yozgat.

Çamlık’ın başında duman eksilmez,
Hasreti sevdası serimden gitmez,
Çapanoğlu derler namı tükenmez,
Diller seni söyler, toprağım Yozgat.

Yiğitlik denince harmanı derler,
Dersini Almış da Ediyor Ezber,
Çalar âşıkların, Sürmeli söyler,
Teller seni söyler, toprağım Yozgat.

Düğünü, töresi, alayı başka,
Davulu, zurnası, halayı başka,
Bayram’ım neyleyim sılayı başka,
İller seni söyler, toprağım Yozgat.
BAYRAM ERDOĞAN

YOZGATÇA
Domatese kırmızı, fasulye pakla,
Danaya buzağa, ilçeye kaza,
Herkes faraş diyor, biz de koz kurağa,
Yozgat’ta halaya eme diyorlar.

Patatese gümpür, havuç pürçüklü,
Tencere guşene, ite küçüklü,
Eller yatak diyor, biz de döşekli,
Yozgat’ta mendile yağlık diyorlar.

Elbise entari, ekmeğe somun,
Asbap olur adı iç çamaşırın,
Yanımıza böğür, arkada sırtın,
Yozgat’ta bardağa gade diyorlar.

Mandaya camız, koyuna davar,
Sen gönder diyorsun, bizde de savar,
Salatalık bizde oluyor hıyar,
Yozgat’ta sedire makat diyorlar.

Pencereye toplu, başa da kafa,
Anamıza abı, üzüntü tasa,
Geçen seneye bıldır, damata guva,
Yozgat’ta nasıla, neşaal diyorlar.

Yeleğe cemeden, hırkaya kazak,
Çileye gelep der, yapmada tezek,
Dedemin donunun ağzına bezek,
Yozgat’ta rezile, malamat diyorlar.

Etliye şişko, zayıfa dırık,
Hasta kuzulara deniyor arık,
Uzayan saçlara örülür belik,
Yaşlanmış eşeğe gölük diyorlar.

Hiç kızmayın bu da bizim dilimiz,
Türkiye’nin dört yanında ünümüz,
Bozok’tur yaylamız, Yerköy ovamız,
Coşkun’a dur değil, hop hop diyorlar.
COŞKUN GÜNDÜZ

SEHER YELİ
Bağrım yaralandı, gönül niyazda,
Seher yeli sevdiğimden haber ver.
Yozgat ili Musabeyli Boğaz’da,
Seher yeli köyümden bir haber ver.

Kader vurgunuyum dört bir yanımdan,
Ayrı düştüm mekânımdan, ilimden,
Bozok Yaylası’nın gonca gülünden,
Seher yeli köyümden bir haber ver.

Zalim felek kaşlarını çatmada,
Âşık Durmuş gönlüm yanıp tütmede,
Köyüm viran olmuş, baykuş ötmede,
Seher yeli köyümden bir haber ver.
DURMUŞ GÜÇ

SEVDALI BİR YOZGATLI
Nörüyon ağızıyla, şivesine âşığım,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.
Güzellerin dostane, işvesine âşığım,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Tandırında sacında, buğulu çöreğine,
Konağında fırında, kızarmış böreğine,
Dağlarında avlanan, avcının süreğine,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Dostum dediklerini, çok candan sevmesine,
Vatanı bayrağını, anadan övmesine,
Irakta biri için, dizini dövmesine,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Vatandan söz edince, öne atılmasına,
Düşman denilince de, kaşlar çatılmasına,
Erkeği kadınıyla, buna katılmasına,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Gül yüzlü güler yüzlü, sabırlı olmasına,
Tok gözlü açık sözlü, kararlı olmasına,
Can tezli candan tezli, yararlı olmasına
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Yazlarına kışına, baharına güzüne,
Yozlarına kuşuna, buharına közüne,
Bozlarına taşına, bayırına düzüne,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Nohutlu’nun yeline, Sürmeli’de geline,
Saz çalanın eline, sazın dahi teline,
Cümle âlem diline düşen Bozok iline
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Şu Gelin Kayasına, Cehirlik öyküsüne,
Çamlığın tepesine, Ali”nin türküsüne,
Oğlumun sözlüsüne, kızımın örgüsüne,
Sevdalıyım sevdalı, aşığınım Yozgatlı.

Köyüne köylüsüne, bütün şehirlisine,
Çalışan işçisine, konuğu yerlisine,
Gönülden sevgisine, ileri ülküsüne,
Sevdalıyım sevdalı, Eşrefî’yim Yozgatlı.
EKREM GÜRER

MEDENİYETLER YURDU YOZGAT
Beş bin yıl öteden güne seslenir,
Yanık yanık çalar neyi Yozgat’ın.
Kışın başka, yazın başka süslenir,
Gül üstünde güler çiyi Yozgat’ın.

Cehrilik’i süsler Gelin Kayası,
Orada yetişir lâlenin hası,
Türkmen’e yuvadır Bozok Yaylası,
Asildir atası, soyu Yozgat’ın.

Nida Hoca sazı alınca ele,
Mevla ahenk verir sazdaki tele,
“Yozgat Sürmelisi” yakışır dile,
Musikide büyük payı Yozgat’ın.

Sevgi, saygı canlı, her şey yolunda,
Zaman durmuş sanki Türkmen Eli’nde.
Töreye bağlıdır kız da, gelin de,
Başkadır düğünü, toyu Yozgat’ın.

Çandır sis altında nefis eğitir,
Aydıncık Kanyon’da sabır öğütür,
Saraykent’te termal şifa dağıtır,
Devadır dertlere suyu Yozgat’ın.

Yenifakılı’da yeşerir bağlar,
Çayıralan kilim dokurken ağlar,
Çekerek’te sevda yüklüdür dağlar,
Aşk okunu atar yayı Yozgat’ın.

Yayla diyarıdır Akdağmadeni,
Sorgun’da dumanın sırdır nedeni,
Sarıkaya hoşnut eder gideni,
Dillerde sohbeti koyu Yozgat’ın.

Boğazlayan suyu barajdan içer,
Kadışehri renk renk gül olur açar,
Yerköy, Şefaatli bereket saçar,
Şükreder bayanı, bayı Yozgat’ın.

Efsunlu zamanın sırlı güzeli,
Hızır himmetiyle dolu ezeli,
Maddede manâyı sezdi sezeli,
Sarhoş etmez asla meyi Yozgat’ın.
HALİL GÜRKÂN

GÖNLÜMDEKİ YOZGAT
Orta Kızılırmak Bozok Yaylası,
Bölgesinde şanlı ildir Yozgat’ım.
Medeniyetlerin buluştuğu yer,
Güzel Türkiye’mde güldür Yozgat’ım.

Alişar Höyüğü yer altı şehri,
Nazlı Kızılırmak önemli nehri,
Gurbette olanlar çekermiş kahrı,
Gözlerin yaşını sildir Yozgat’ım.

Sorgun dolu yaşar on iki ayı,
Görmeden dönmeyin Sarıkaya’yı,
Bağlar Hattuşaşla Kapadokya’yı,
Tarihten bugüne yoldur Yozgat’ım.

Kadışehri, Çandır, Akdağmadeni,
Saraykent, Çekerek fethetti beni,
Akdağ ormanları övgü nedeni,
Ülkemde yeşeren daldır Yozgat’ım.

Yenifakılı’yı, Çayıralan’ı,
Unutmamak gerek Boğazlıyan’ı,
İstiklâl Harbi’nin şahlanan canı,
Bayrağı taşıyan eldir Yozgat’ım.

Aydıncık, Güldede eren mabedi,
Eski adı “Hattuşaş”, “Mamure” idi,
Geçmişten bugüne çok isim derdi,
Yurdunu anlatan dildir Yozgat’ım.

Düğürcük çorbası, çiğdem pilavı,
Oldukça meşhurdur bıldırcın avı,
İnsan sevgisidir, barıştır savı,
Yoksula, garibe koldur Yozgat’ım.

Salmanlı’yla Saray Yerköy’de belde,
Testi kebabı ye Şefaatli’de,
Arabaşı, katmer, cızlak, haside,
Cömertlikte sanki seldir Yozgat’ım.

Bozok Yaylası’nda esen her yelde,
Çiğdem, lâle gezer sevdalı elde,
Sürmeli türküsü söylenir dilde,
Sazların üstünde teldir Yozgat’ım.

Yozgat Merkez ilçe sanki bir gelin,
Kızlar Kayası’dır başında telin,
Konuğu severler; buyurun, gelin,
Gönül sofrasında baldır Yozgat’ım.

Her yana örneksin bugün ve yarın,
Başaklı tarlalar servetin, varın,
Sarıkaya’daki kaplıcaların,
İnsana hayattır, hâldir Yozgat’ım.
HARİKA UFUK

YOZGAT’IM
Çamlık’ın başında durur bir duman,
Dokunmayın yarama, aman ha aman,
Ah ile vah ile hep geçti zaman,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Hayat dinlemiyor ahı, amanı,
Sormuyo hâli yaman olanı,
Şimdi geldi ayrılmanın zamanı,
Ver elini vedalaşak Yozgat’ım.

Sen güzelsin, ben bilirim huyunu,
Yedim ekmeğini, içtim suyunu,
Neçe gezdim kasabanı, köyünü,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Ömrüm geçti, varamadım farkına,
Aklım ermez şu feleğin çarkına,
Sözüm yoktur, bende olan hakkına,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Dertlerimi kâğıtlara yazarım,
Alış veriş bitti, yoktur pazarım,
Dileğim sende olsun mezarım,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Sen güzelsin, hep kusur benden,
Can çıkar bir gün fani bedenden,
Bağışla, af dilerim senden,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Ağrı girer hem sağıma, soluma,
Felek vurdu kanadıma, koluma,
Bir yolcuyum, gitmem gerek yoluma,
Ver elini vedalaşak Yozgat’ ım.

Benimle ağlayıp benimle güldün,
Beni hâlimden ancak sen bildin,
Nereye gittiysen benimle geldin,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Her an kalbimdesin, asla doymam,
Sen dostumsun, bir kenara koyamam,
Seni incitmeye asla kıyamam,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.

Vakit geldi, veda etmeliyim sana,
Gitmem gerek, yol göründü bana,
Hakkını helal et garip Hasan’a,
Ver elini helallaşak Yozgat’ım.
HASAN BOZKURT

YOZGAT SEVDASI
Şenliksiz, şölensiz kalan meydanlar,
İçinde bal ister Yozgat sevdası.
Hizmet aşkı ile tutuşsa canlar,
Saracak kul ister Yozgat sevdası.

Gül ile Ünalan gönül erleri,
Şiirde şuurda saklı yerleri,
Nida ile kalan gizli sırları,
Bulmaya yol ister Yozgat sevdası.

Endekçi, döndekçi gelmesin bize,
Düşüp ayak bağı olmasın bize,
Fitne, fesat hâlli dalmasın bize,
Erkekçe el ister Yozgat sevdası.

Ortak paydamızdır gönül birliği,
Konak’ta konuştuk sağlam dirliği.
Bozok’ta yaşatmak için varlığı,
Öz Türkçe dil ister Yozgat sevdası.

Çarşıyı, pazarı gezdim kaç kere,
Durali diyenler Sargın’ı sora,
Erce tavırların durduğu yere,
Uzanan dal ister Yozgat sevdası.

Can Muhsin’den selam derken sizlere,
Hikmet düşer Sorgun saran yüzlere,
Âşık ozanlara, yanık sazlara,
Şebingülü ister Yozgat sevdası.
HİKMET OKUYAR

YOZGAT GÜZELİ
Güneş semah ederken kahverengi gözlerde,
Kâinatta heyecan artar Yozgat güzeli.
Yediveren gülleri filizlenen sözlerde,
Gök kuşağının nabzı atar Yozgat güzeli.

Bakışlarında sevda, yüzünde bitmeyen nur,
Bu yüzden hayâllerim yüreğinde soyunur,
Her seher saçlarının telinde rüzgâr yunur,
Çamlık’ın gölgesinde yatar Yozgat güzeli.

Yine de buse verir dirhem dirhem erirken,
Ruhunda nokta nokta yalnızlık seğirirken,
Umut denen dergâhta vuslatı eğirirken,
Günleri birbirine çatar Yozgat güzeli,

Sürülürken zamanın bir ucundan ucuna,
Aklımın dikişleri döküldü avucuna,
Yalnızca ben değilim bu sevdanın suçuna,
Sen de ortaksın, katar katar Yozgat güzeli.

Hasretin, akşamların gözlerinde nem oldu,
Cennete bir kıl kadar yakın cehennem oldu,
Aşkın okyanusunda kırık bir teknem oldu,
O da sen olmayınca batar, Yozgat güzeli.
HÜSNÜ ÖZDİLEK

YOZGAT’IN
Beş bin yılı destan etmiş yâdına,
Tarihi kucaklar kolu Yozgat’ım,
“Yoz Kat” demiş kutlu Hızır adına,
Köklüdür geçmişi ulu Yozgat’ın.

Çapanoğlu Camii’nde el açsam,
Bir ara Çamlık’a uğrayıp geçsem,
Karadikmen’de bir bardak su içsem,
Şifalıdır suyu, seli Yozgat’ın.

Akdağ’da dolaşır bir sarhoş peri,
Sesi yankılanır yaz geceleri,
Ağarınca yavaş yavaş tan yeri,
Çözülür efkârlı dili Yozgat’ın.

Kar bulutu dağlarına ağınca,
Beyaz giyer kış mevsimi boyunca,
Kırkikindi yağmurları yağınca,
Suya kanar dağı, beli Yozgat’ın.

İlkbaharda kuşlar döner yuvaya,
Çiçek kokuları siner havaya,
Bir esrarlı neşe çöker ovaya,
Görülmeye değer hâli Yozgat’ın.

Delice Irmağı coşar, gür akar,
Yeşil Irmak Çekerek’e taç takar,
Yazın okşar, kışın dondurur, yakar,
Deli eser poyraz yeli Yozgat’ın.

Ufuklara kanat gerer dağları,
Efsane, destandır geçmiş çağları,
Verimlidir bahçeleri, bağları,
Hoş kokar sümbülü, gülü Yozgat’ın.

Coşa gelir gâhi ağalar, beyler,
Gâhi yanık yanık bir türkü söyler,
“Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler,”
Bir başkadır sazı, teli Yozgat’ın.

Selçukludan, Osmanlıdan izi var,
Saymadığım daha nice gizi var,
Kalkınmada çağa uygun hızı var,
Açıktır her zaman yolu Yozgat’ın.
İBRAHİM SAĞIR

YOZGAT’IM
Oğuz’un kolusun, Bozok’tur boyun,
Salınır âlemde ongun Yozgat’ım!
Töreye bağlısın, asildir huyun,
Meşhur yiğitlerin cengin Yozgat’ım!

Çamlık’ın başında kurulmuş kürsü,
Cem olmuş şuara, diriltir harsı,
Dolaştım Acem’i, Arap’ı, Fars’ı,
Bulamadım senin dengin Yozgat’ım!

Çomakdağ’ın, Akdağ ormanın güzel,
Soğuksu, Kömüşlük mekânın özel!
Çamlık’ın başından çeksem bir gazel,
Ezelden ciğerin yangın Yozgat’ım!

Sıla hasretiyle göz şakır şakır,
Döker yaşlarını, dil adın okur,
Yören garipse de halkın da fakir,
Vefan Karun’dan da zengin Yozgat’ım!

Asırlardır akar kaplıcaların,
Sorgun, Sarıkaya, Boğazlıyan’ın,
Kudretten fışkırır, şifa her yanın,
Alâimisema rengin Yozgat’ım!

Arabaşın, turşun, testi kebabın,
Sarığı burmanla ağızlar tadın,
Bir başka güzeldir senin a’yad’ın,
Konakların serin, sengin Yozgat’ım!

Âşıkların çoktur, vasfın Nida da,
Halkın sevi güder, meyletmez dâda,
Leyl-i nehar dağda, bağda, odada,
Okunur dillerde, cöngün Yozgat’ım!

Ozan İlo nakış, başına kakı,
Gönlümden dilime döküldü ta ki,
Rabb’imden dileğim, niyazım o ki;
Artsın itibarın gün gün Yozgat’ım!
İLHAMİ ERDOĞAN

KOÇAK YOZGAT
Kar eksilmez şu Yozgat’ın dağında,
Güzel çoktur tarlasında, bağında,
On beşinde hem de gençlik çağında,
Yozgat seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

Kış gelince yaman olur ayazı,
Nida gibi çalamadık bu sazı,
Hüzni Baba diyemedik biz sözü,
Yozgat seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

İskele’de iki ırmak bitişir,
Akdağ’ında ulu çamlar yetişir,
Dallarında sarı bülbül ötüşür,
Yozgat seni gonca güller bürüsün
Arasında sürmeliler yürüsün.

Yerköy, Sorgun başı çeker, gelişir,
Fakültesi ilim ile buluşur,
Evlatların vatan için çalışır,
Yozgat Seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

Çekerek’te ırmağın var, akıyor,
Aydıncık’sa ovasına bakıyor,
Cehrilik de yaban gülü takıyor,
Yozgat seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

Sarıkaya hamam ile bilinir,
Ötesinde Çayıralan bulunur,
Çamlık’ında gönül pası silinir,
Yozgat seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

Boğazlıyan güzel biçer tırpanı,
Bozok Yaylası’dır yiğit harmanı,
Şehitlikte ülke için yatanı,
Yozgat seni gonca güller bürüsün,
Arasında sürmeliler yürüsün.

Halaçlı köyümdür, köylüm çalışkan,
Celal Atik gibi olur pehlivan,
KOÇAK Yozgat gönlümdeki öz vatan,
Yozgat seni lale, sümbül bürüsün,
Arasında sevenlerin yürüsün.
İSMAİL KOÇAK

YOZGAT SÜRMELİSİ
Sorma nerdesin, nedir bu hâlin diye,
Bir burukluk var içimde.
Bir burukluk ki tarifi imkânsız,
Sevgi özleme, özlemse hicrana gebe.
Öyle bir hikâye ki,
Vuslat ebediyen yok sanki içinde.
Belli ki,
Yaşanacaklar da ,
Yaşanmışlığın çaresizliğine tutsak.
Bu şehir, bu mekân,
Yani yiğidin harman,
Sevdaların sır olduğu şu Yozgat,
Kimisine zindan olur, kimisine özlenen hayat.
Hayat dediğin de zaten bir türkü değil mi?
Nida Tüfekçi üstadın “Sürmeli “si gibi.
Hani diyor ya,
“Çamlığın başında tüter bir tütün,
Acı çekmeyenin yüreği bütün…”
Ha bütün ha yarım ne fark eder?
Geçer gider hayat denen ömür.
Çamlık’ı duman alır, Yozgat’ı boran,
Sonra da sevdalı gönüllere acı olur dolan.
KÂŞİF KANİ ERTÜRK

YOZGAT
Bir mevsimin kışı soğuk, sert ise,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!
Bir şehir ki insanları mert ise,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Tepeleri çıplak, dağları karsa,
Bahçeleri sarı ayvaysa, narsa,
Çileyi anlatan şairi varsa,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Çekerek bağrına basarsa seni,
Çandır’da üzüme çağırın beni,
Şefaatli, Sorgun, Akdağmadeni,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Gelin kayasında sevenler yatsa,
Yiğit Çapanoğlu gelip şan katsa,
Yerköylü buğdayı biçince satsa,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Medeniyet kurulduktan beri var
Bütün toprağında alın teri var,
Yurdun her yerinde şehitleri var,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Ata sporu der, sever güreşi
Sarıkaya’daki Hitit Güneşi
Var mı Sürmeli’nin başka eşi,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Toplanınca hainleri dövenler,
Peygamberi, ümmetini övenler;
Bayrağını, vatanını sevenler
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Bozok Yaylası’nın ciğerparesi,
Her derdin mutlaka vardır çaresi,
Denklemi çözerken x’in karesi,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!

Yıkmadan bir gönül, kırmadan hatır,
Yazarım bildiğim hep satır satır.
Kul Bahri sevdayı böyle anlatır,
Yozgat işte orasıdır emmoğlu!
KUL BAHRİ

NAMIN YAYILDI YOZGAT
Tüfekçi’nin Nida’sına eriştin,
Bir pirin duasıyla da tanıştın,
Cephelerde emsalsizce yarıştın,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Ülkemde ilk millî parktır Çamlık’ın,
Akdağ’ında yeşerir fidanlığın,
Kerkenes’tedir sanki gerdanlığın,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Nice şehit verdin vatan uğrunda,
Kına yakıp kurban ettin yolunda,
Pirler, veliler yatıyor bağrında,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Yiğitliğinle destanlaştı adın,
Haydi siz de arabaşını tadın,
Neyi var ki demeyin Yozgat’ın,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Kaplıcaların var, şifadan yana,
Gel soğuk suyundan iç kana kana,
Açıkça davetiyedir duyana,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Festival oldu, bak işte sürmeli,
Herkese saygı, sevgi göstermeli,
Bilmem ki daha başka ne demeli?
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat.

Şair Hakkı der ki, ilimdir Yozgat,
Herkese veriyor bambaşka bir tat,
Doğu’dan Batı’ya çiziyor bir hat,
Sürmeli’yle namın yayıldı Yozgat,
KUL HAKKI

YOZGAT GÜZELLEMESİ
Anadolu’muzun tam ortasında,
Yozgat’ın bayırı, düzü güzeldir.
Sureti belirir gam aynasında,
Kem gözler değmemiş yüzü güzeldir.

Bozokların ruhu sinmiş dağlara,
Çiçek açmış, bahar gelmiş bağlara,
Aşk dilinden selam söyler çağlara,
Akdağların kışı, güzü güzeldir.

Saat kulesinde akarken zaman,
Çapanoğulları dinlemez ferman,
Sorgun Kaplıcası her derde derman,
Mert insanlarının sözü güzeldir.

Yiğitlerin harman olduğu yerdir,
Yediden yetmişe, vatanperverdir,
Alnından boşalan onuru terdir,
Kışın yağan karı, buzu güzeldir.

Bilimin, sanatın beşiği Yozgat,
Gül medeniyetin eşiği Yozgat,
Kör karanlıkların ışığı Yozgat,
Hele Sürmeli’si, sazı güzeldir.

Bozokların duman sarmış başını,
Altına değişmem kara taşını,
Tadan unutamaz arabaşını,
Tandır kebabının tuzu güzeldir.

Kerem, Aslı’sını Çamlık’ta arar,
Sürmeli’de hasret yüreği sarar,
Mehtap ak sularda saçını tarar,
Ovada meleyen kuzu güzeldir.

Halaylar çekilir yaz kış düğünde,
Kebap eksik olmaz her üç öğünde,
Yankılanır ezan mavi göğünde,
Zemherisi soğuk, yazı güzeldir.

Yozgat ellerinde duyulur Nida,
Tüfekçi’den kalır bir uzun seda,
Ses verir sesine cümle şüheda,
Yozgatlının kalbi, özü güzeldir.
M. NİHAT MALKOÇ

YOZGAT
Havası sert, insanı mert,
Yozgat gibi olmak gerek.
Ne gam kalır ne de bir dert,
Yozgat gibi olmak gerek.

İnsanlığın özü vardır,
Yüreğinde közü vardır,
Medeniyet izi vardır,
Yozgat gibi olmak gerek.

Vatan aşkı döşündedir,
Kadın-erkek işindedir,
Birlik, dirlik peşindedir,
Yozgat gibi olmak gerek.

Türk töresi orda yaşar,
Yüreklerden sevgi taşar,
Gören hayran kalır şaşar,
Yozgat gibi olmak gerek.

Melek hatun sözün özü,
Görmeyenin kördür gözü,
Alnı açık, aktır yüzü,
Yozgat gibi olmak gerek.
MELEK TEMEL

BİR GARİP YOZGATLIYIM
Gurbet elde hep yalnızım, kimsesiz,
İçimde yanar hasretin emsalsiz,
Geldiğimden beri densiz, düzensiz,
Böylesine bir garip Yozgatlıyım.

Bozok Yaylası’nda şen otağımla,
Yozgat diye çarpan mert yüreğimle,
Çifte sulu, bükülmez bileğimle,
Böylesine bir garip Yozgatlıyım.

Neydi o güzel günler, neydi heyhat!
Çapanoğlu’na çekmişim az inat,
Bendedir ilim, izzet, irfan, sanat,
Böylesine bir garip Yozgatlıyım.

Yiğitlerim, hodri meydan bizimdir,
Can Yozgat’ım benim iki gözümdür,
Mertlik, dürüstlük, yiğitlik özümdür,
Böylesine bir garip Yozgatlıyım.

Metin’im hasretin canıma yetti,
Kalmadı takatim, dermanım bitti,
Hep dost bildiklerim terk edip gitti,
Böylesine bir garip Yozgatlıyım.
METİN ÖZGÜR

HEY YOZGAT’IM
Güzellik diyarısın,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.
Kahramanlık otağısın,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Yüksek yerde yaylasın sen,
Sevenlere Leyla’sın en,
Ruhumuzda hülyasın sen,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Çapan, Oğuz kurmuş seni,
Bize miras koymuş seni,
Görenlerin övmüş seni,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Tepelerin, derelerin,
Bazı bazı yaraların,
Bilinmedik naraların,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Yazın yeşil Çamlık’ın var,
Eşsiz kahramanlığın var,
İlçe içre sultanlığın var,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Doğu-batı uzanmışsın,
Geri kalmış, aldanmışsın,
Sanki bahtında yanmışsın,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

İlerle ha, küsmek olmaz,
Düşmanıma pusmak olmaz,
Boş vadide esmek olmaz,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Nohutlu tepesi kuzeyinde,
Yeşil Çamlık güneyinde,
İki tepe eteğinde,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Boşa akar Kirazlı Dere,
Dünya nere, Yozgat nere?
Gelişesin Allah vere,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Hep övgüler sana layık,
Hep korusun seni Halik,
Ses çıkmazsa olmaz çığlık,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Yiğitleri yaman ola,
Kara günde harman ola,
Gönüllerde ferman ola,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Vatanımsın, Türkiye’msin,
Varım yoğum, her şeyimsin,
Millî ruha renk verensin,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Yerköy, Şefaatli, Sorgun,
Akdağ, Çekerek yorgun,
Şimdi ticaretin durgun,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Çayıralan, Boğazlıyan mahir,
Sarıkaya kaplıcası meşhur,
Hattuşaş unutulmaz zahir,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Sürmeli’in ile arabaşın,
Yaylalarda yoktur eşin,
Garipsin ya, diktir başın,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.

Serin, soğuk suların var,
Hıdırellez Bayramı’n var,
Selam sana, hayranın var,
Hey Yozgat’ım Yozgat’ım.
MUAMMER TURHAN