Sünnet

 

        Kültürümüzün ok önemli ögelerinden ve Müslüman-Türk dünyasının önemli geleneğidir sünnet. Dinsel bir törendir. Erkek çocuk sahibi her aile maddi durumuna göre çocuğunu sünnet ettirirken bir tören düzenler. Cuma günü başlayıp pazar günü biten bu törenin aşamaları şöyledir: (¹)

 

       

        Ön Hazırlık

        Sünnet düğünü için önce sünnet günü belirlenir. Sünnet edilecek çocuk için gerekli giyecekler alınır. (²) İki gün önceden sünnet düğününde yenecek yemekler hazırlanmaya başlar.

 

        Düğüne Çağrı (Davet)

        Akraba, dost, konu komşu sünnete çağrılır. Çağrı günümüzde iki biçimde yapılmaktadır:  Birincisi, okuyucu gezdirmektir. Bunun için bir kadın görevlendirilir. Kadın; evleri tek tek dolaşarak, “Mehmet … selâmı var. … günde çocuklarının sünnet düğünleri var. Siz de buyuracaksınız. … gün, … saatte … camisinde mevlüt var.” der. Ev sahibi de, “Allah hayırlı, uğurlu etsin.” diyerek okuyucuyu uğurlar. Bu gelenek şimdi daha çok köylerde yapılmaktadır. İkincisi davetiye ile çağrıdır. Kentte yaşayanlar düğüne bu yolla düğüne çağrı yaparlar. Davetiyelerde gün, yer, saat belirtilir; uygun söz ya da şiir yazılır. Davetiyelerde genellikle peygamberimizin adından söz edilir.

        Aşağıda davetiyelere yazılan bir şiir örneği görüyorsunuz:

 

        Peygamber Efendimiz’in emridir sünnet,

        Bize de nasip oldu bu mürüvvet.

        Duyan duymayana duyursun,

        Bizi seven sünnetimize buyursun.

 

        Başımıza giydik fes,

        Olduk yalancı prens.

        Biz evin erkeğiyiz,

        İstediğin kadar kes.

 

        Biz sünnet oluyoruz,

        Darısı oğlunuza.

        Siz gelirseniz bize,

        Biz de geliriz size.

 

        Sünnet Öncesi Son Hazırlık

        Sünnet davetiyesi dağıtılıp yemekler hazırlandıktan sonra, sıra çocuğun hamama götürülmesine ve mevlit okunmasına gelir.

Sünnette dacul zurna

        Sünnet düğünü yapılacağı günün sabahı, sünnet olacak çocuk, babası ve arkadaşlarıyla birlikte hamama götürülür. Bu ara hamamda kahvaltı hazırlanır. Çocuklar birlikte güle oynaya kahvaltılarını yaparlar. Sünnet mevlidinin okunacağı zamana dek kendi aralarında şakalaşmayı, oynamayı sürdürürler. Sünnet olacak çocuk da arkadaşlarıyla birlikte büyüklerle camiye gider. Mevlitten çıktıktan sonra, süslenmiş bir atın sırtında gezdirilerek eğlendirilir ve sünnete hazırlanır. Bu gezi psikolojik olduğu kadar ailenin sevinç ve sosyal yapısını göstermesi bakımından da değer taşır. Sünnet gezisi önceleri atla yapılırken sonra iki atın çektiği, üzeri yarı körüklü deriyle kaplı faytonlarla, günümüzde de taksi ve otobüslerle yapılmaktadır.

Sünnet gezdirmeSünnet çocuğu gezdirme 2

        Gezi sonunda sünnet çocuğu, arkadaşlarının kahkaha, ıslık ve bağırmaları arasında alkışlarla sünnet yapılacağı odaya gelir. Çocuğun sünnet giysisinin üzerinde kırmızı ya da beyaz kurdeleden yapılmış maşallah kuşağı, ceket içine iğnelenen mavi boncuk ve iğde dalı vardır. Bunlar onları nazardan korumak amacıyla takılmaktadır. Giysi üzerindeki “maşallah kuşağının” kırmızı ya da beyaz oluşu, hayrın ve mutluluğun simgesidir. Ayrıca çocuğun başında “maşallah” işlemeli bir taç vardır. (Günümüzde bunlara ek olarak sünnet çocuklarının üzerinde bir pelerin, elinde bir asa bulunmaktadır.) Sünnet çocuğunun giysisi sevgi gösterileri arasında çıkarılarak üzerine sünnet sonrası yatakta daha rahat olabileceği beyaz ya da mavi renkli, ipekli bol bir giysi giydirilir. Bol oluşu sünnet sonrası yatakta ve otururken rahat olması içindir. Mavi giysinin çocuğu kem gözlerden ve nazardan sakladığına inanılır.

Sünnet 3Sünnet iyi

 

       Sünnete Geçiş
Çocuk, “kirve” denilen uzaktan tanıdık birinin kucağına oturtulur. (³) Bu sırada anne ve baba, yan odada iki rekât şükür namazı kılarak sünnetin başlamasını beklemektedir. Anne, ilerde gelin olacak kızını kıskanmamak için elindeki oklavayı hamur açar gibi iki elinin arasında döndürür.

        Bir tepsi içerisinde el değmemiş bir peştamal, bir havlu, bir sabun ve sünnetçinin gereçleri vardır. Bu tepsi, sünnet bitiminde sünnetçiye verilir. Sünnetçi peştemalı beline bağlar. Bu, sünnetin başlama işaretidir. Kirvenin kucağındaki çocuk bu sırada ister istemez telaşlanır, ağlamaklı olur, kimi zaman da ağlar. Merakla bekleyen çevre, çocuğu avutmak ve sünnetin tehlikesizce yapılmasına yardımcı olmak amacıyla, “Erkek ağlar mı? Sen artık büyüdün, korkulur mu? Bak, bak giysilerine; oyuncaklarına! Şu kuş da buraya nasıl gelmiş? Bak, bak!” biçimindeki sözler söylerler. Çocuğun korkusu böyle giderilmeye çalışılırken sünnetçi de işini bitirir. Çocuğun ağıdı, “Yaşa, bravo!..” sesleri ve alkışlar arasında kaybolup gider.

        Çocuk, kirve tarafından yatağına titizlikle yatırılır. Sünnet sırasında anne ve baba, fazlaca duygulandıkları ve çocuklarının acısına dayanamadıkları için yanına sünnet sonrasında gelirler. Sünnetçi, öğleden sonra gelmek üzere elini yıkayarak ayrılır.

        Arkadaşları çocuğun ağrısı unutturmak için ona şakalar, taklitler yapar, önünde oyunlar oynarlar. Çocuğun baş ucunda sevilen bir yakını kalıp onunla ilgilenir. Önceden hazırlanıp karyola altında bekletilen bir tepsideki kuru ve yaş yemişler ona sunulur.
Konuklar teker teker çocuğun yanına gelip, “Artık erkek oldun. Geçmiş olsun!..” derler. Yanağından öper, saçlarını okşarlar. Çocuğa hediye olarak para getirenler yastıkların altına, hediye getirenler ise yatağının ayak ucuna koyarlar. Saat getirilmişse çocukların göğsüne iğne ile takılır.

        Çalgıcılar, sünnet sabahından beri evdedir ve çalmayı sürdürmektedirler.
Sünnet sonrasında, davetlilere ve çocuğun arkadaşlarına çorba ile başlayıp baklava ile sona eren bir “sünnet düğünü yemeği” verilir. Yemek sonrasında biraz daha oturan konuklar, bir hafta içinde yeniden gelme dileğiyle önce çocuk, sonra da anne ve baba ile vedalaşırlar. Bu arada anne ve babaya, “Gözünüz aydın, hayırlı, uğurlu olsun. Allah evliliğini de nasip etsin.” dilekleriyle veda ederler.
Sünnet edilen çocuğun aynı gün ayağa kalkıp biraz gezmesi hayra yorulur. Öğleden sonra yeniden gelen sünnetçi, çocuğu kontrol eder ve ona tavsiyelerde bulunur. Sonra kendisine verilen küçük bir tepsi ile bahşişini toplamak üzere anne ve babadan başlayarak diğer yakınları dolaşır, “Hayırlı uğurlu olsun!” dileğinde bulunarak ayrılır.

        Sünnet olan çocuk doğal olarak elinden gelen nazı yapar. Çünkü aşırı ilgi görmektedir. ilgilerini esirgememektedir. İlgi azalsa da naz ve ağlama aralıklı olarak sürer. Gelen hediyelerin çokluğu ve değişikliği, çocuğun ağrılarını unutturan en iyi çözümdür.

        Gece geç vakitlere kadar eğlence sürer. Cuma başlayan sünnet düğünü pazar günü bitmesine karşın bir hafta boyunca gelen giden hiç eksik olmaz.

        Sünnet düğünü geleneği, İslam inanışının Türk kültürü ile nasıl tatlı bir uyuma büründüğünü gösteren en güzel örneklerdendir.

 

**********************************************************

        (¹)  Sünnet düğünlerinin cuma başlayıp pazar günü bitmesi günümüzde eskisi kadar uygulanmamaktadır.

        (²)  Bazı aileler sünnet ettirilecek çocuğun yanı sıra yoksul bir çocuk da sünnet ettirirler. Aile, kendi çocuğu için ne yapıyorsa yoksul çocuk için de aynısını yapar. Bu yöntem, sosyal dayanışmanın en güzel örneklerindendir. Ancak artık eskisi gibi yaygın uygulanmamaktadır.

        (³)  Kirveliğe uzaktan tanıdık birinin seçilme nedeni, sünnet çocuğunun kirve ve kirve yakınlarından kız alışverişini engellemek içindir. Kirve de sünnet çocuğunun ailesine kız veremez. Kirvelikle bir “kan” ve “süt” bağının ortaya çıktığı inancı vardır. Bu gelenek de günümüzde pek uygulanmamaktadır.

        (Sünnet düğünü anlatımında, Folklor Araştırmacısı, Öğretmen Mustafa Uslu’nun “Yozgat’ta Sünnet Düğünü Gelenekleri” adlı yazısından alıntılar yapılmıştır.)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir