Fıkralar

       

         fikralar

        Yozgat halkı espriden, nükteden hoşlanır. Şakayı hoş görür. Yüreğinde engin bir sevgi taşır. İçten konuşur. Saftır, dürüsttür. En önemli özelliklerinden biri de hazır cevap oluşudur.

        Yozgatlının engin hoşgörüsü insanı güldüren güldürürken düşündüren öykücüklere dönüşmüştür. Fıkra dediğimiz bu öykücükler soğuk kış gecelerinin en sıcak anlatımlarıdır.

        Burada Yozgat yöresinin kendine özgü fıkralarına yer verilmiştir. Bunların çoğu Yozgat halkının yaşadıklarına dayanır, çok az kısmı ise duyduklarına.

        Sayfada yer alan fıkralar  belli sayıda kümelere ayrılarak birkaç sayfa olarak sunulmuştur. Böylece okuyucunun dikkatinin dağılması önlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca sunulan fıkraların jpeg resim formatında olması da bu ayırmada etkili olmuştur. Bilindiği gibi bir sayfada birden çok resim formatlı nesne bulunması, özellikle bilgisayarı yavaş olanlarda sayfanın açılmasını geciktirmektedir.

        Fıkralar abc sırasıyla sunulmuştur. Fıkrada geçen birtakım yerel sözcükler vardır. Bunların anlamları “Yerel Sözcükler” başlıklı menüden bulunabilir. Söz konusu sözcükler yinelemelere yol açmamak için buraya alınmamıştır.

        Yozgat’ta anlatılan fıkralar konusunda başvurulan kaynak, Sayın Ertuğrul Kapuzuoğlu’nun 1994 ve 1995 Yozgat Kültür Takvimi olmuştur. Takvimden yapılan alıntılar sizlere olduğu gibi aktarılmıştır. Kaynaktaki verilerin çokluğu nedeniyle fıkralar seçilerek sunulmuştur. Daha bunun gibi çok sayıda fıkranın varlığı kesindir. Bunların tümünü bir internet sitesi ortamında sunmanın zorluğunu takdir edersiniz.

        Sayfada yer alan fıkraları bize kazandıran Sayın Ertuğrul Kapusuzoğlu’na ve bu fıkraları ona yollayan Yozgatlılara sonsuz teşekkürler. Yozgat kültürünü tanıtma ve yaşatmada onlara çok şey borçluyuz.

        Eeee, artık gülümsemeye hazır mıyız?… O zaman birçok internet sitesinde yayımlanan şu güzel fıkrayla başlayalım gülümsemeye. Sonra da ilgili sayfaları tıklayıp diğerlerini okuyalım:

 

        EKMAANEN YE EKMAANEN

        Yozgat’ta bir gün bir kadın yanına çocuğunu da alarak tarlaya çalışmaya gitmiş. Bir zaman sonra çocuk acıkmış. Annesi ona karnını doyurması için süt ile ekmek vermiş. Çocuk bunları yerken sütün kokusuna bir yılan gelmiş. Çocuk, yılanı fark etmiş; ama sesini çıkarmayıp onu izlemiş. Yılan süte uzanıp içmeye başlamış. Bunu gören çocuk öfkelenip elindeki kaşıkla yılanın kafasına vurarak, “Ekmaanen ye, ekmaanen!” demiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir