Bilmeceler

        Yozgat, bilmece açısından zengin bir birikime sahiptir. Burada “Türk Folklor Araştırmaları dergisi”nde yayımlanan bir derleme çalışmamı sizlere sunuyorum. 197 bilmeceden oluşan bu derleme “abc” sırası gözetilerek yazılmıştır. Derlediğim bu bilmecelerden sonra zamanla saptadığım başka bilmeceler de oldu kuşkusuz. Onları da bu çalışmanın altında Ek Çalışma başlığıyla yine “abc” sırasıyla veriyorum.

B-1tarama0015B-2 B-3 B-4 B-5 B-6 B-7

EK ÇALIŞMA

Aşağı iner tıkır tıkır,

Yukarı çıkar şipir şipir.

(Kuyu kovası)

        Başı yeşil, emir değil,

        Sırtı kara, demir değil,

        İçi beyaz, peynir değil.

(Turp)

Beş kardeş geldi, sildi, süpürdü.

(El)

Beş türlü yemiş,

Birbirine ermemiş.

İkisi gün görmüş,

İkisi görmemiş.

(Namaz)

Bir küçücük fıçıcık,

İçi dolu turşucuk.

(Limon)

Bir küçücük fin taşı,

Kaldıramaz bin kişi.

(Ateş)

Bir küçücük minare,

Cümle âlem donana.

(İğne)

Bir oğlum var hetten,

Sakalı var etten.

Şimdi gelir, görürsün,

Güle güle ölürsün.

(Horoz)

Biz biz idik, biz idik,

Otuz iki kız idik.

Bir sıraya dizildik.

Gelenlere süzüldük.

(Diş)

        Bize gel de altına süreyim.

        (Minder)

        Bize gel de elini öpsün.

        (Kapı kolu)

Buradan vurdum kılıcı,

Halep’ten çıktı bir ucu.

(Şimşek)

Cambul cumbul çaydan geçtim,

Cumbultusu bana değmez.

Al kumaştan biçindim,

Kırpıntısı bana değmez.

(Düş)

        Canlı kaçar, cansız kovalar.

        (At, araba)

        Dam üstünde ıslık çalar.

        (Rüzgâr)

Dağdan gelir, taştan gelir,

Ağzı bağlı eniştem gelir.

(Çizme)

Değirmen tepe,

Dört yanı küpe.

(Gök ve yıldızlar)

Deli deli tepeli,

Kulakları küpeli.

Aramızda deli var,

Tepesinde gülü var.

(Horoz)

        Dışı gön,

        İçi un,

        Ta içi odun.

        (İğde)

Ekin gider yerinde,

Altın kemer belinde,

Gece gündüz ekin yer,

Gene durur yerinde.

(Değirmen)

Elbisesi deriden,

Kulakları demirden,

Hanımınan oynatan,

Bir yanı saçkı, samanlık,

Bir yanı tozluk, dumanlık.

(Tef)

Evimizin önünde bir ağaç var, dalsız budaksız,

Üstüne bir hurç konmuş elsiz ayaksız,

O kuşu vursam topsuz tüfeksiz,

O kuşu pişirsem otsuz ocaksız,

O kuşu yesem dilsiz damaksız.

(Gönül)

        Ey bulutlar,

        Yusuf’u yedi kurtlar.

        Ben bir çeşit kuş gördüm,

Tepesinden yumurtlar.

(Buğday)

        Giydim doldu, çektim soldu.

        (Çorap)

Gökten bir elma düştü,

On iki parçaya ayrıldı.

On birini yediler,

Birine, “Hayır!” dediler.

(Ramazan ayı)

        Hanım içeride, başı dışarıda.

        (Mısır)

        Helemezsin, hülemezsin;

        Ocak başına gelemezsin.

        (Yağ çanağı)

Hey havayı havayı,

Yüksek yapar yuvayı.

Kuyumcular yapamaz,

Demirciler dökemez.

(Örümcek ağı)

Hey neler var, neler var,

Yer altında evler var,

Köpük saçan taşlar var,

Tuzsuz pişen aşlar var.

(Karınca yuvası, sabun, haside)

Hışır hışır ses verir,

Dağa taşa süs verir,

Ne yerde durur ne gökte,

Değen yüze mest verir.

(Rüzgâr)

İki dereden sel gelir,

Beş kardeş önüne gelir.

(Burun, el)

İki kaşık,

Duvara yapışık.

(Kulak)

İlim ilim ilmesi,

İlim kadın düğmesi,

Burnu bilen bilesi,

Bilmeyen otuz köy veresi.

(Çiğdem)

Karadır, kartal değil,

Uçar, ama kuş değil,

İki ayağı yer tırmalar,

İkisi de boş değil.

(Mayıs böceği)

Karşıdan gelen derviş,

Hele gözümle iliş,

Sebzelerin içinde,

Bir o yapraksız imiş.

(Mantar)

Kavakta karga,

Vurdum indirdim arga,

İçi dolu kavurga.

(İncir)

Kuru yengem, kuru yengem,

Ayak üstü durur yengem.

(Kapı)

Kuyu,

Kuyunun içinde suyu,

Suyun içinde yılan,

Yılanın ağzında mercan.

(Gaz lambası)

        Küçücük mezar,

        Her yanı gezer.

        (Çarık)

        Mutfakta elini öpsün.

        (El bezi)

On parmaktan on çıktı,

Yine on kaldı.

(Eldiven)

O, odanın içinde,

Oda onun içinde,

Karşılıklı geçince,

Birbirinin içinde.

(Ayna)

Rüzgâr eser avur avur,

Babası kirkor gâvur,

Anası ham Ermeni,

Kızına can vermeli.

(Kestanenin kabuğu, tüylü kısmı, içi)

Saçaklı bir hanım geldi,

Soframızın tadı geldi.

(Tel kadayıf)

        Sarıdır, sarkar;

        Düşerim diye korkar.

        (Ayva)

Sarı öküzüm yatar, kalkmaz,

Boz öküzüm gider, gelmez.

(Ateş, duman)

Semeri var, eşek değil,

Sarığı var, hoca değil,

Ağaca çıkar, adam değil.

(Salyangoz)

Sıra sıra söğütler,

Birbirini öğütler,

Dil bilmez, söz söyler,

Bile bilsin arifler.

(Telgraf direkleri)

Tepeye kar yağdı,

Engine duman,

Değirmeni kurt yedi,

Hâlimiz yaman.

(Saça ak düştü, göze boz indi, dişler döküldü, ecel geldi)

Uzundur urgan gibi,

Enlidir yorgan gibi,

Anası bağırır,

Kuzulu kurban gibi.

(Tren)

Üstü çayır, biçilir;

        Altı çeşme, içilir.

        (Koyun)

Varvaradan var getir,

Karlı dağdan kar getir,

Sağılmamış çiçekten,

Çalkalanmamış yağ getir.

(Bal)

Yer altında cücüklü tavuk.

(Patates)

        Yeşil ile başladım,

        Sarı ile işledim,

        Kırmızı ile bitirdim,

        Dünya aleme yedirdim.

(Kiraz)

Yeşil mantolu,

Kırmızı entarili,

Kara düğmeli.

(Gelincik)

Yokuştur ayak ayak,

Çık yukarı, kata bak.

Gençlere kolay gelir,

Ninem istemez çıkmak.

(Merdiven)

 

        Ek Çalışma İçin Kaynakça

        1. A. Fevzi Koç, Bütün Yönleriyle Yozgat, Kardeş Matbaası, Ankara 1963.

        2. Ertuğrul Kapusuzoğlu, 1994 Yozgat Kültür Takvimi.

        3. Muhsin Köktürk, Yozgat Bilmeceleri 1, Türk Folklor Araştırmaları dergisi, Aralık 1978,  cilt: 17, sayfa: 8512-8516

        4. Muhsin Köktürk, Yozgat Bilmeceleri 2, Türk Folklor Araştırmaları dergisi, Ocak 1979, sayfa: 8550-8553

        5. Muhsin Köktürkçe Lök ve Azizli Bağları köylerinden derlemeler.

        6. Yozgat İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Web Sitesi.

        7. Mustafa Uslu, Millî Folklor Dergisi, Manzum Şekillerine Göre Ömerli Köyü (Boğazlıyan-Yozgat) Bilmeceleri, Kış 1994, Cilt 3, Sayı 22, s. 61.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir