Atasözleri

 

        Bilindiği gibi atasözleri öğüt vermek, yol göstermek amacı taşıyan ve kimin tarafından söylendiği bilinmeyen özlü sözlerdir. Ulusumuzun geneline yönelik olduğu gibi yöreden yöreye farklılıklar gösteren atasözleri de vardır.  Aşağıda Yozgat yöresine ilişkin atasözleri yer almaktadır. Abc sırasıyla verilen bu atasözlerinin ilgi çekeceğini  umuyorum. Sitede Yozgat yöresine ilişkin sözcüklere de yer verildiği için atasözlerindeki yerel sözcüklerin anlamı açıklanmamıştır. Bu sözcüklerin anlamı ilgili başlık altında görülebilir.

        Yozgat yöresinde kullanılan atasözlerinde birtakım ögeler fazlaca göze çarpar. Bu ögeler, köy halkının yaşamıyla yakından ilgilidir.  Yozgat atasözlerinde “hayvan tutkusu, ahlak, erkek, kadın, sağlık, varsıllık (zenginlik), yoksulluk, mal, tarla, evlenme vb. ögeler fazlaca yer tutar.

        Sözü fazla uzatmadan atasözlerini sıralamaya geçelim.

 

-A-

Abdal, düğünden; çocuk, oyundan usanmaz.

Abdalın eşeği zonguldamış da, “Keşkem de keşkem!”demiş.

Abdalın karnı doyunca gözü yolda olur.

Acemi ağa, acemi çoban tutar.

Aç koynunda azık durmaz.

Adamakla mal tükenmez.

Ağanın malı gidiyor, azabın canı gidiyor.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.

Ağır otur, batman götür (kaldır).

Akıllı düşünesiye deli oğlunu everir.

Akıllı evladın var, malı nideceksin, deli evladın var malı nideceksin?

Akılsız baştan, sefil taban ne çeker.

Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez.

Akşam gelen misafirin yiyeceği  bulgur sakısı, yatacağı yer ahır sekisi.

Alan razı, veren razı; arada gezer cıngıllı tazı.

Aldırma kötünün lafına, bilse iyisini söyler.

Alma kulun ahını, gökten indirir şahini.

Anandan evvel ahıra girme.

Ananın bastığı yavru ölmez.

Ananın çıktığı dala kızı da çıkar.-

Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü gözü yolda olur.

Arkadaş dediğinin gölgesinde suç işlenir.

Arkalı it kurdu boğar.

Asil azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar, aslı ayrandır.

Aslında olan, tırnağına getirir.

Aşım yok taşacak, gişim yok boşayacak.

Aşın varsa karnına, çulun varsa sırtına.

Aş sabahın, iş sabahın.

At alırsan yazın, deve alırsan güzün, kız alırsan sevin, dul alırsan gezin ha gezin.

At da soydan, it de soydan.

At gibi çalış, eşek gibi ye.

At ile avrat yiğidin ıkbalındandır.

Atın iyisi arkadan gelmez.

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Atlar tepişir, arada eşekler ezilir.

At olacak tay, yürüyüşünden belli olur.

At, sahibinin altında kişner.

At ver, hısım ol; kız ver, hasım ol.

At yedi günde, it yediği günde belli olur.

Ayağını sıcak tut, başını serin; düşünme derin derin.

 

-B-

Baba, sarığı kaba; ana, derdine yana.

Babandan evvel ahıra seğirtme.

Bacam olsa dumanım tüter.

Başına gelmeyenin, hoşuna gider.

Baş küçüktür ama, bir yere sığmaz.

Bağı gör, üzüm olsun; yemeye yüzün olsun.

Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.

Baskısız yoncayı yel atar.

Bekâr gözüyle kız alınmaz.

Beslemeden kadın olan hamamı kapatır sesiyle, sonradan hanım olan kurnayı deler tasıyla.

Beslemeden kadın olmaz, gül ağacından odun olmaz.

Bir abam var, atarım; nerede olsa yatarım.

Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da.

Bir dala basarsın bin dal ırgalanır.

Bir bulutla kış gelmez.

Bir dirhem et bin ayıp örter.

Bir ikram var ki kötekten zor olur.

Bir koyun başı pişinceye kadar kırk kuzu başı pişer.

Bir laf söyledi ki kuzuluğunu yitirdi.

Bir pireye yorgan yakılmaz.

Bitli baklanın kör alıcısı olur.

Bizim evde iki kız; biri çuvaldız, biri biz.

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.

Boşboğazın sigarası yanmaz.

Buyrulmadık yumuşu puşt olan tutar.

Büyük ekmek, büyük bezeden olur.

Büyük öküz yan bakmasa küçük öküz zelve kırmaz.

 

-C-

Cingan cingana çatmayınca kasnak boğazına geçmez.

Cins at kendine kamçı vurdurmaz.

 

-Ç-

Çatal kazık yere batmaz.

Çıkacağın çama tırman.

Çubuk iken çıt demeyen, hezen iken küt demez.

Çürük iple kuyuya inilmez.

Çürük tahtaya çivi geçmez.

 

-D-

Dadandırma sarı gelin, dadanırsa yine gelir.

Dağda gezen, kurdu görür.

Dağ diye dangırdama, dağın kulağı vardır.

Dağın gülü dağ, bağın gülü bağa.

Danışa danışa danayı kurda yedirdi.

Davara giden, kurtu görür.

Davar, kömünü itsiz; sahibini etsiz bırakmaz.

Dede çağla yese torunun dişi kamaşır.

Dede sarığın ne kaba; yağa, bulgura tuzak.

Deh demeden yürüyen at, buyurmadan iş tutan evlat, bir de güzel oldu mu avrat; nideceksin düğünü, gir, oyna; çık, oyna.

Deh deyince yürümeyen at, buyurunca iş tutmayan evlat, bir de şirret oldu mu avrat; nideceksin ölümü, gir, ağla; çık, ağla.

Dek duranın devesi ölmez.

Deli deliyi görünce değneğini saklar.

Deli ile devletli, bildiğini işler.

Deli ineğin akıllı buzağısı olmaz.

Deli inek, sığırın önü sıra gelir.

Dere ağzına dikme dikme sel için, kocalıkta evlenme el için.

Deveci ile dostluk eden, kapısını yüksek açsın.

Devenin dişi, avradın yaşı sorulmaz.

Devesi nal kanırıyor,  eşeği zır zır anırıyor.

Deveye hurç lazım olursa boynunu eğer.

Dilini tut, yahniyi yut.

Dişini gösteren it ısırmaz.

Dönen değirmenin ağzına necaset atılmaz.

Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek.

Döven öküzünün ağzı bağlanmaz.

Düğünde Fatmacık’ın adı anılmaz.

Düğün evini bilmiyor, dımpırtıya göbek atıyor.

Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer bütün komşuya.

Dünür vardım evin küçük kızına, yazı yazdım aynasının tozuna.

Düşmanı anan doğurur, sen dost kazanmaya bak.

Düşünmeden çiş yapmaya oturan, çömüdü çömüdü taş arar.

 

-E-

Eceli gelen it, cami duvarına siğer.

Eğri oturalım, doğru konuşalım.

Ekmeğin yanığı başa kakınç olur.

El adama akıl verir de ekmek vermez.

El, adamın düşünü azdırır; ama çimecek su vermez.

El adamın düşünü azdırır da suyunu ısıtmaz.

El ayranı ciğer soğutmaz.

Elden gelen, elli gün gitmez.

Elden ekmek yiyen yolda acıkır.

Ele değen, saman çuvalına da değer.

El eli yur, el de yüzü yur.

El elin aynasıdır.

El gömleğiyle gerdeğe girilmez.

Elin hamuruyla erkek işine, elinin çamuruyla kadın işine karışma.

Elin üç koyunu ile beş keçisinden bana ne?

El işlerse ağız gevişler.

Elekçiyi hanım etmişler, takadan ekmek dilenmiş.

El sana taşınan varırsa sen ona aşınan var.

El öpmekle ağız pis olmaz.

Emanet ata binen tez iner.

Emanetin bağrı yuka olur.

Eneğine enek, nene gerek?

Enik var, sırım götürür.

Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.

Er getire, hak getire.

Erinden gülen kadının zülüfleri tambur çalar.

Erine göre bağla başını, horantana göre vur aşını.

Erkek arslan arsan da dişi arslan arslan değil mi?

Erkeğin kusuru kadın yanında söylenmez.

Erkek kuş havayı, dişi kuş yuvayı yapar.

Erkek olanın avrat boşaması kolaydır.

Erkek vefakâr, kadın cefakâr olmalı.

Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.

Er lakabıyla anılır.

Eskisi olmayanın yenisi olmaz.

Eşeğine gücü yetmez, kürtününü döver.

Eşeğini satan, çü demeden kurtulur.

Eşek eşeği öndüçlü taşır.

Eşek tavlanmakla eşeklikten kurtulmaz.

Etme cahille sohbet, başına gelir türlü zahmet.

Etme kulum, bulursun; inileme, ölürsün.

Etliye,  sütlüye karışma.

Evden kedi gitse yeri belli olur.

Even it, gözsüz enikler.

Evinde yok ufralık, gönül ister kâhyalık.

Evin kızı gelin olasıya, elin kızı beşik dibine gelir.

Evlek evlek sattık, böyle böyle battık.

Evlenmesi alaca kuş, geçinmesi bora ile kıştır.

Ev sahibinin yüzü gülerse misafirin karnı doyar.

 

-F-

Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü.

 

-G-

Gardaş gardaşı atar, yar başında tutar.

Garip hırsızlığa çıksa ay ilk akşamdan doğar.

Garip itin kuyruğu döşünde gerek.

Gavura kızıp oruç yenmez.

Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını sallar.

Gençlikte kazan, kocalıkta ye.

Gişi, adamı sağ; komşu, adamı bağ ister.

Gökyüzünde düğün var, deseler kadınlar merdiven kurarlar.

Göl yerinde su eksik olmaz.

Gönülsüz köpek kurda girmez.

Gönül, umduğuna küser.

Göyneksizin gönlünden günde yüz top bez geçer.

Göz bakar; can çeker.

Gurk tavuğun eti yenmez.

Gündüz bakarak, gece çekerek konuş.

Güzelin aşı tez pişer; iki kaynar, bir coşar.

Güzellik kara kaştan, rağbet iki baştan.

 

-H- 

Hamama giren porsuk, terlemeyince çıkmaz.

Handa yatıp göbek atıyor.

Has düdük kuru söğütten kavlamaz.

Hasta yatan değil, vadesi yeten ölür.

Haydan gelen, huya gider; yelden gelen, sele gider.

Hazıra dağlar dayanmaz.

        Helik taşla kale duvarı örülmez,

Helke alan bir alır, testi alan bin alır.

Her gördüğün zengini baba, her gördüğün sakallıyı dede sanma.

Herkes kazandığını yese aptal acından ölür.

Her kız çiğner sakızı, tadını çıkarır Kürt kızı.

Her meyvenin hamı yeter de adamın hamı yetmez.

Hoş geldin, niye elin boş geldin?

Huylu domuz huyundan kalmaz.

 

-I-

Irgatın kötüsü gün aşarken çalışmaya başlar.

Islık eşeğin yaylasıdır.

 

-İ-

İki köyün delisi, ortak oldu ikisi.

İki sabır, bir üfürük.

İkram ettik, eşek kestik; mındar, deyin demedik.

İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz.

İneğin melemiş, gönlün tülemiş.

İsmi kadın var, kendi kadın var.

İstanbul’dan gelen eşek, kırk gün at gibi gezer.

İstenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş.

İş başa düşerse gayret dayıya düşer.

İt ite buyurur, it de kuyruğuna buyurur.

İte dolanmadan çalıyı dolan.

İt halt yemeye tövbe etmez.

İti an, taşı eline al.

İtin aklı eksiği baklavadan pay umar.

İtin havlamasını bir lokma ekmek durdurur.

İtin ürümesiyle gökten kemik yağmaz.

İtin ürümeyenini kapıya koymazlar.

İtin ayağını taştan esirgeme.

İt kağnı gölgesinde yatar da kendi gölgem sanır.

İt kapıda zabın gerek.

İt korktuğu yere pek ürür.

İt kuyruğu kalıp tutmaz.

İtme el kapısını el ucuynan, iterler kapını omuz gücüynen.

İyi türkü kırk gün söylenir.

 

-K-

Kalın incelene kadar ince candan süzülür.

Kalmış kağnıyı koca öküz çeker.

Kancık yalanmayınca erkek dolanmaz.

Karanlıkta yapılan iş alacalı olur.

Kara keçiyi gören, içi dolu yağ sanır.

Kara tavuk atası, görünüyor ötesi.

Kara kazana yaklaşma, karası bulaşır.

Kart horozun ne zaman öteceği belli olmaz.

Kasap sevdiği deriyi yere vurur.

Kasnağın kıymetini çingene bilir.

Kaynanalı gelin hatın gelin, kaynanasız gelin odun gelin.

Kazanmadan kazan kaynamaz.

Kazın cücüğünü güzün soyarlar.

Kedi ile harala girilmez.

Kekliğim yayılır, hatırım sayılır.

Kendi gözündeki hezeni görmeyen, elin gözündeki saman çöpünü görür.

Kes kızını, üzme el kızını.

Kırığına güvenen, ersiz kalır.

Kız anadan beller mahle gezmeyi, oğlan babadan beller yazı yazmayı.

Kızını seven, kocaya vermesin; oğlunu seven, hocaya vermesin.

Kızı kız iken değil, gelin iken gör; gelin iken değil, beşik başında gör.

Koça kuyruk yük değildir.

Koç olacak kuzu, koçun yanında gezer.

Komşuda pişer, bize de düşer.

Kovma kötüyü, yiğit eden.

Köpek bile rağbete dolanır.

Köpekli köye değneksiz girilmez.

Körün yanına giden, bir gözünü kapatsın.

Kötü kabağın kötü dölü olur.

Kul kulun kadasını salmaz.

Kursak, kavurgasını ister.

Kuş kuşun yüzüne öter.

Kurdun genci kocasını besler.

Kurt, atadan gördüğünü işler.

Kurt, koyunun pahalı olduğunu bilmez.

Kurt yıkar, kuş geçinir.

Kuru söğütten düdük kavlatılmaz.

 

-L-

Lafını bil de konuş, ağzını sil de konuş.

Lafını bilmeyen yengeyi, hem kız evinden kovarlar hem oğlan evinden.

Lafın iyisi kısa olur.

        Leylek benim neden komşum; yazın gelir, kışın gider.

 

-M-

Mal çoğaldıkça ucuzlar.

Mal sahibinin malı, uşağının canı gider.

Malamaya sıçan öküzün (pisliği) petnide ağzına gelir.

Martta yağmur yağmasa, nisanda yağsa dinmese, mayısta sıçan siğmese ekinin sulanır, saz olur; koyunun yayılır, yoz olur.

Mecliste dilini, sofrada elini tut.

Meyvesiz ağacın gölgesi olmaz.

Minare ne kadar yüksek olsa imam bildiğini okur.

Misafir dokuz nasiple gelir; birini yer, sekizi ev sahibine kalır.

Misafir kılığına göre karşılanır, sohbetine göre uğurlanır.

Misafirin kötüsü ev sahibini ağırlar.

Muhtar arı kovanına benzer, vurdukça danılar.

 

-N-

Nasipsiz it, Kurban Bayramı’nda Ermeni mahallesinde gezer.

Ne bal alandan ne pekmez satandan ol.

Ne istiyon bacından, bacın ölüyo acından.

Ne kızı ver ne dünürü küstür.

Ne verirsen elin ile o da gider senin ile.

Ne zaman pabucum gelirse o zaman bayram ederim.

Niye hiç bitmedin anız, niye herg etmedin domuz?

 

-O-

Oğlan, anasını; inek, danasını bilir.

Oğlan dayıya, kız bibiye çeker.

Oğlan yer, oyuna gider; çoban yer, koyuna gider.

Ot kökünün üstünde biter.

 

-Ö-

Öküzüm büyük olsun da kağnıyı çekmezse çekmesin.

Öldü dayım, gitti payım.

Ölü ile gelinin atı yüğrük olur.

Ölüye gider ağlar, düğüne gider oynar.

Ölüyü fazla yıkama, ya ses çıkarır ya da sesten kötüsünü.

 

P-

Papaz her zaman pilav yemez.

Parmağının girmediği yere başını sokma.

Peynirin iyisi kıllı deriden olur.

 

-S-

Saç ayağa düşmeyince can kurtulmaz.

Sağ gözün sol göze faydası olmaz.

Sağır duymaz, uydurur.

Sahipsiz sürüyü kurt kapar.

Sahipsizin malı olsa mezardakinin malı olur.

Sakın aprilin beşinden, camızı ayırır eşinden.

Saman elinse samanlık senin.

Samanlık saray oldu, avratlık kolay oldu.

Samanlığı dana bitirir.

Samanlıkta iğne aranmaz.

Sarımsağın yüzüne tükürmüşler, “Görüp göreceğiniz bu olsun.” demiş.

Sebepsiz kuş ötmez.

Sel gider, kum kalır.

Sen ağa, ben ağa; inekleri kim sağa?

Sen eli görmezsin, el seni görür.

Sen evme, işin evsin.

Sen ölmeyince el terlemez.

Sen tilkiysen ben kuyruğum.

Sıcak ağıldan kuzu kaçmaz.

Sıçandan doğan kendir keser.

Sıçandan doğan keseğen olur.

Sığırcığın karısı sığır gelince kıvrar.

Sıhhatli olmak istersen otu keki, kuşu keklik olan yerden ayrılma.

Sıpalı eşek yığın dağıtır.

Sırt üstü yatan da yiyor bir ekmek, arkasını yırtan da yiyor bir ekmek.

Soğanı sarımsağı hesap eden paça yiyemez.

Soğuk tandırdan sıcak ekmek umulmaz.

Soğukta kalanı buzla ovarlar.

Söyleme, duyma.

Söz çoğaldıkça kıymeti azalır.

Suyun ığıl ığıl akanından, adamın yere bakanından kork.

Sürünün önüne geçen, malın iyisini seçer.

 

-Ş-

Şapı kaynatmakla olmaz şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker.

 

-T-

Tarla alırsan bozdan, avrat alırsan kızdan al.

Tarla taşlı, söz yamaçlı olur.

         Tarlaya iyi deme bol ürün vermeyince, karıya iyi deme züğürtlük görmeyince, evlada iyi deme el kızı koynuna girmeyince.

Tarlayı taşlı, kızı gardaşlı yerden al.

Tarlanın taşlısı, avradın saçlısı iyi olur.

Taş eşmenin suyunu her mide kaldırmaz.

Temiz dereden pis su akmaz.

Tırnak cefadan, saç sefadan uzar.

 

-U-

Ucuz sirke baldan tatlıdır.

Ulu sözü tutmayan, uluya uluya dağda kalır.

Uyuz itte gümüş kaşağı aranmaz.

Uyuz musun, it bokuna muhtaçsın.

 

-Ü-

Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir.

 

-V-

Vakitsiz açan gül tez solar.

Vardığın yer kör ise bir gözünü kapat.

Varını veren utanmamış.

Varlık deşindirir; yokluk düşündürür.

Veresi deyince alasım geldi, alacaklı gelince kaçasım geldi.

Vursan ölüyor, vurmasan ekmeğini elinden alıyor.

 

-Y-

Yağmur yağar, yarıklar kapanır.

Yağmur yağmadan sele gitme.

Yağ yiyen it, yüzünden belli olur.

Yakına erinen, uzağa yorulur.

Yalanla iman bir yerde durmaz.

Yamalıklı avurduna bakmıyor, gümüş zurna çalıyor.

Yağar, eser; yolcu yolundan kalmaz.

Ya herg et ya terk et.

Yağınan yavşan yenir.

Yananın olsun da yanmazsa yanmasın.

Yan çantada duruncaya kadar can  çantada dursun.

Ya öl, ölüye karış; ya ol, diriye karış.

Yapı, tapu, kapı insanı batırır.

Yaradan adam ölmez, yaradan öldürmeyince.

Yara gider, yeri gitmez.

Yarış atı çifte koşulmaz.

Yârine düşmeyen kız, yerini yerini gezer.

Yattı yattı yaz ayında, bunelek tuttu güz ayında.

Yavuz itin yarası eksik olmaz.

Yaz gününün yağmuruna güvenilmez.

Yazın boku, kışa katık olur.

Yazın gezeni, kışın bunelek tutar.

Yazın yaşa, kışın taşa oturulmaz.

Yazın yatanı, kışın güvelek tutar.

Yediği ot kökü, sıçtığı it boku.

Yerdeki güvertiye gökteki kuşlar bile seğirtir.

Yel eserken harmanını savur.

Yel kayadan ne koparır?

Yemek var, koyul düş; iş var, sıvış.

Yerli kaya, yerinden oynamaz.

Yıkık değirmende kırk gün yatılır.

Yılanın sevmediği ot, deliğinin dibinde biter.

Yiğidin anası tez ağlar.

Yiğit at, yemini artırır.

Yitik bulununca emek zâyi olmaz.

Yiyen ağız utanır.

Yokuş dibinde öküz yemlenmez.

Yolcu, yolunu bulur.

Yol çalısız, el delisiz olmaz.

Yolda binen belde iner.

Yoldan önce arkadaşını, evden önce komşunu seç.

Yol kes, bel kes; insafı elden bırakma.

Yumulan gözün hatırı sayılmaz.

Yüğrük atın çiftesi pek olur.

Yük altında eşek anırmaz.

Yüz verdik deliye, pisledi halıya.

 

Z-

Zenginin keyfi gelinceye kadar fakirin canı çıkar.

Zengin olmak istersen otu saz, kuşu kaz olan yerden ayrılma.

 

         Kaynakça

        1. İlkokul öğretmeni babam rahmetli Ali Rıza Köktürk’ün notları.

        2. A. Fevzi Koç, Bütün Yönleriyle Yozgat,  Kardeş Matbaası, Ankara 1963.

        3. Ertuğrul Kapusuzoğlu, 1994-1995 Yozgat Kültür Takvimi.

        4. Muhsin Köktürkçe Lök ve Azizli Bağları köylerinden derlemeler.

        5. Muhsin Köktürk, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Eylül 1971, Cilt 13, Sayı 266, Sayfa 6069, 6070.

 

        

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir